<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
     xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
     xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
     xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
     xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
     xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
     xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/">
    <channel>
        <title>marmaris haberler</title>
        <link>https://www.marmarishaberler.com/</link>
        <description>Marmaris haberler</description>
        <language>tr</language>
                                <item>
                <title>Teknolojik Harp: Sosyal Medya Bir Savaş Alanına mı Dönüştü?</title>
                <category>Doğukan İnce</category>
                <link>https://www.marmarishaberler.com/makale/teknolojik-harp-sosyal-medya-bir-savas-alanina-mi-donustu-34</link>
                <author>doguince@icloud.com (Doğukan İnce)</author>
                <guid>https://www.marmarishaberler.com/makale/teknolojik-harp-sosyal-medya-bir-savas-alanina-mi-donustu-34</guid>
                <description><![CDATA[Teknolojik Harp: Sosyal Medya Bir Savaş Alanına mı Dönüştü?]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Bir zamanlar insanların yalnızca iletişim kurduğu platformlar olarak görülen sosyal medya ağları, bugün çok daha farklı bir noktada bulunuyor. Facebook, Instagram, YouTube, TikTok ve benzeri platformlar artık yalnızca eğlence, haberleşme ya da vakit geçirme araçları değil; aynı zamanda algı yönetiminin, kamuoyu oluşturmanın ve hatta küresel güç mücadelelerinin önemli unsurları hâline geldi.</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Dikkat çekici bir gerçek var: Topluma fayda sağlayabilecek içerikler çoğu zaman geri planda kalırken, kutuplaştırıcı, sansasyonel, bağımlılık yaratan veya toplumsal fayda açısından tartışmalı içerikler daha fazla görünürlük elde ediyor. Elbette bunun temelinde yalnızca ticari algoritmalar ve “etkileşim ekonomisi” yok. Aynı zamanda ülkeler arasında yürütülen görünmez mücadeleler, yani modern çağın istihbarat ve bilgi savaşları da bulunuyor.</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Günümüzde savaş yalnızca tankla, topla veya uçakla yapılmıyor. Bilginin yönlendirilmesi, toplum psikolojisinin etkilenmesi ve kitle davranışlarının şekillendirilmesi de bir güç mücadelesinin parçası hâline geldi. Sosyal medya üzerinden organize olan hareketler, seçim süreçlerine yönelik tartışmalar ve dijital propaganda örnekleri, teknolojinin artık jeopolitik bir unsur olduğunu gösteriyor.</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Bazı ülkeler bu durumu yıllar önce fark etti. Rusya, kendi dijital ekosistemini güçlendirmek amacıyla VK gibi platformları yaygınlaştırdı. Çin ise WeChat başta olmak üzere kendi teknoloji altyapısını inşa ederek dış platformlara bağımlılığı azaltmayı tercih etti. Ayrıca internet erişimi ve dijital platformlar konusunda daha bağımsız bir yapı oluşturdu.</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Burada asıl tartışılması gereken mesele şu: Dijital bağımsızlık bir ülke için stratejik bir gereklilik mi?</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Bugün seçim dönemlerinde veya toplumsal kriz anlarında insanların karşısına çıkan içeriklerin tesadüf olup olmadığı sık sık sorgulanıyor. Kullanıcının ilgi alanı dışında siyasi içeriklerle karşılaşması, algoritmaların etkisi ve bilgi akışının yönlendirilmesi üzerine ciddi tartışmalar yaşanıyor. Küresel teknoloji şirketlerinin sahip olduğu veri gücü düşünüldüğünde, bu tartışmaları tamamen göz ardı etmek de kolay değil.</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Bu nedenle devletlerin dijital egemenlik, veri güvenliği ve teknoloji bağımsızlığı konularını daha ciddi biçimde ele alması gerektiği yönünde görüşler giderek artıyor. Yerli alternatifler geliştirmek, veri güvenliğini artırmak ve dijital okuryazarlığı güçlendirmek; bazılarına göre yalnızca teknolojik değil, aynı zamanda ulusal güvenlik meselesi hâline gelmiş durumda.</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Belki de artık şu soruyu daha yüksek sesle sormanın zamanı gelmiştir: Geleceğin savaşları sınır hattında mı yaşanacak, yoksa ekranlarımızın içinde mi?</span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sat, 30 May 2026 23:51:57 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.marmarishaberler.com/images/kullanicilar/2026/03/dogukan-ince-1774012203.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>TÜRKİYE YUNANİSTAN GERİLİMİ</title>
                <category>Doğukan İnce</category>
                <link>https://www.marmarishaberler.com/makale/turkiye-yunanistan-gerilimi-33</link>
                <author>doguince@icloud.com (Doğukan İnce)</author>
                <guid>https://www.marmarishaberler.com/makale/turkiye-yunanistan-gerilimi-33</guid>
                <description><![CDATA[TÜRKİYE YUNANİSTAN GERİLİMİ]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Türkiye ile Yunanistan arasında yıllardır düşük yoğunluklu şekilde devam eden gerilim, son dönemde yeniden yükselişe geçmiş durumda. Bunun en güncel örneklerinden biri ise Türkiye’nin tarihindeki en büyük askeri tatbikatlardan biri olan Efes 2026 oldu. Tatbikatın, Yunan adalarından çıplak gözle izlenebilecek ölçekte gerçekleştirilmesi elbette tesadüf değil.</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Peki bu gösterinin arkasında ne var?</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Bazı yorumcular, iki ülke yönetiminin de iç politikada milliyetçi duyguları mobilize etmek adına bu gerilimi bilinçli şekilde diri tuttuğunu savunuyor. Seçim dönemlerinde dış politika krizlerinin iç siyasette bir araç olarak kullanılması yeni bir durum değil. Ancak mevcut tabloyu yalnızca seçim hesaplarına indirgemek oldukça yüzeysel bir yaklaşım olur.</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Asıl mesele, Ege’de yıllardır çözülemeyen yapısal sorunlar. Türkiye’nin en sık dile getirdiği başlıklardan biri, bazı Yunan adalarının uluslararası anlaşmalarla belirlenen statülerine rağmen fiilen farklı bir pozisyona taşınması. Ankara, özellikle adaların silahlandırılması konusunda ciddi itirazlar ortaya koyuyor ve bunu güvenlik tehdidi olarak değerlendiriyor.</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Bu noktada temel soru şu: Türkiye, kendi güvenlik kaygılarını görmezden gelip sessiz mi kalmalı, yoksa caydırıcı gücünü ortaya koyarak karşı tarafa net mesaj mı vermeli?</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Efes 2026 gibi büyük ölçekli tatbikatlar tam da bu nedenle yalnızca askeri faaliyet değil, aynı zamanda stratejik iletişim araçlarıdır. Mesaj nettir: Türkiye sahadaki kapasitesini, savunma sanayii gücünü ve operasyonel hazırlığını göstermek istiyor.</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Yunan basınında ise dikkat çekici bir tedirginlik hâkim. Türkiye’nin askeri kapasitesine dair kaygılar açık şekilde görülüyor. Bunun yanında, her iki tarafta da tansiyonu gereksiz şekilde yükselten, savaşı romantize eden kesimler mevcut. Oysa gerçekçi olmak gerekir: Türkiye ile Yunanistan arasında yaşanacak olası bir sıcak çatışmanın kazananı olmaz.</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Evet, askeri dengeler bakımından Türkiye’nin ciddi bir üstünlüğü olduğu sıkça dile getiriliyor. Ancak modern savaşların yalnızca cephede değil, ekonomide, enerjide, lojistikte ve toplum psikolojisinde de yürütüldüğü unutulmamalı. Zaten ekonomik baskılar altında yaşayan toplumlar için savaş ekonomisi, her iki taraf açısından da ağır sonuçlar doğurur.</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Tam da bu nedenle bugün yapılan şey, savaşa hazırlanmak değil; savaşı mümkün olduğunca uzak tutacak caydırıcılığı tesis etmektir. Büyük tatbikatlar, yeni savunma sistemleri, yerli silah projeleri ve askeri modernizasyon hamleleri bu stratejinin parçalarıdır.</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Hiç kimse savaş istemez. Türkiye’nin de tarihsel refleksi saldırganlık değil, gerektiğinde güçlü savunma ortaya koymaktır. Ancak konu vatan savunmasına geldiğinde bu milletin göstereceği kararlılık da tartışma konusu değildir.</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Dileğimiz nettir: Diplomasi kazansın, akıl galip gelsin ve bölgede yeni bir kriz yaşanmasın. Fakat barışı korumanın yolu da çoğu zaman güçlü olmaktan geçer.</span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 19 May 2026 21:43:55 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.marmarishaberler.com/images/kullanicilar/2026/03/dogukan-ince-1774012203.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>YA EĞİTİM YA ÇÖKÜŞ!</title>
                <category>Doğukan İnce</category>
                <link>https://www.marmarishaberler.com/makale/ya-egitim-ya-cokus-32</link>
                <author>doguince@icloud.com (Doğukan İnce)</author>
                <guid>https://www.marmarishaberler.com/makale/ya-egitim-ya-cokus-32</guid>
                <description><![CDATA[YA EĞİTİM YA ÇÖKÜŞ!]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Türkiye’de yaşadığımız pek çok sorunun temelinde ekonomi, adalet, güvenlik, sağlık ya da siyaset olduğu söylenir. Bunların hepsi doğru olabilir. Ancak bütün bu başlıkların beslendiği daha derin bir damar var: eğitim.</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Çünkü eğitim yalnızca matematik problemi çözmek, tarih ezberlemek ya da sınav kazanmak değildir. Eğitim; insanın düşünme biçimini, öfkesini yönetme kapasitesini, farklı fikirlere tahammülünü, hak ve sorumluluk bilincini inşa eder. Kısacası eğitim, bir toplumun karakteridir.</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Cumhuriyetin ilk yıllarına baktığımızda, savaşlardan çıkmış, yoksulluk içindeki bir ülkenin kısa sürede inanılmaz dönüşümler yaşadığını görüyoruz. Okuma yazma oranı artırıldı, köy okulları açıldı, öğretmenlik toplumun en saygın mesleklerinden biri haline getirildi, bilim ve akıl devlet politikası olarak öne çıkarıldı. Kısıtlı imkanlara rağmen büyük mesafeler kat edildi. Çünkü bir ülkeyi ayağa kaldırmanın yolunun eğitimden geçtiği biliniyordu.</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Peki sonra ne oldu?</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Ne oldu da bir dönem geleceği inşa eden eğitim sistemi, zamanla sadece sınav kazandırmaya çalışan bir mekanizmaya dönüştü?</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Bugün çocuklar daha küçük yaşta yarış atı gibi sınav maratonuna sokuluyor. Ezber var, test var, rekabet var; ama düşünme yok, sorgulama yok, üretme yok. Öğrenci bilgiye ulaşmayı değil, doğru şıkkı işaretlemeyi öğreniyor. Başarı; karakter gelişimiyle, etik değerlerle ya da toplumsal bilinçle değil, alınan puanla ölçülüyor.</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Sonuç mu?</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Diploması olan ama empati kuramayan bireyler.</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Meslek sahibi olup toplumsal sorumluluk geliştiremeyen insanlar.</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Hak aramayı bilmeyen ama öfkesini çok iyi dışa vuran kalabalıklar.</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Bu yüzden mesele yalnızca okullardaki akademik başarısızlık değildir. Eğitimdeki çöküşün toplumsal sonuçlarını trafikte görüyoruz. Hastanede doktora şiddette görüyoruz. Öğretmene saldırıda görüyoruz. Sokakta en küçük tartışmada silaha, bıçağa, yumruğa başvurulmasında görüyoruz.</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Çünkü eğitim seviyesi yükseldikçe yalnızca bilgi artmaz; insanın kendine ve başkasına sınır koyma becerisi de gelişir.</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Bugün sıkça duyduğumuz “Amerika’da da eğitim sorunu var” argümanı aslında başka bir gerçeği de gösteriyor. Dünyanın en iyi üniversitelerine sahip olmak, toplumun tamamının sağlıklı ve bilinçli olduğu anlamına gelmiyor. En tepedeki birkaç kurumla övünmek başka, toplumun geneline nitelikli eğitim sunmak başka bir şey.</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Demek ki mesele bina yapmak değil.</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Mesele müfredatı her yıl değiştirmek de değil.</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Mesele yalnızca daha fazla okul açmak hiç değil.</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Asıl mesele; nasıl bir insan yetiştirmek istediğimize karar vermek.</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">İtaat eden mi, düşünen mi?</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Ezberleyen mi, sorgulayan mı?</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Öfkesiyle hareket eden mi, aklıyla hareket eden mi?</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Bir toplum eğitimde geriliyorsa, aslında yalnızca öğrenciler kaybetmez. O toplumun geleceği yavaş yavaş aşınır. Kurumlar zayıflar, toplumsal güven azalır, ortak yaşam kültürü bozulur.</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Tanıdık geldi mi?</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Bu yüzden eğitim meselesi sadece öğretmenlerin, öğrencilerin ya da velilerin sorunu değildir. Eğitim, bir memleketin beka meselesidir.</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Belki de artık şu soruyu dürüstçe sormanın zamanı geldi:</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Biz çocuklara gerçekten gelecek mi hazırlıyoruz, yoksa sadece bir sonraki sınava mı hazırlıyoruz?</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Çünkü bir ülkenin kaderi, sınıflarında yazılır.</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Ve o sınıflarda ne öğretiliyorsa, birkaç nesil sonra sokakta onu yaşıyoruz.</span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sat, 02 May 2026 16:12:08 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.marmarishaberler.com/images/kullanicilar/2026/03/dogukan-ince-1774012203.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Sensör İstek Değil, İhtiyaç</title>
                <category>Zeynep Yalçıngil</category>
                <link>https://www.marmarishaberler.com/makale/sensor-istek-degil-ihtiyac-31</link>
                <author>zeynepyalcingil9@gmail.com (Zeynep Yalçıngil)</author>
                <guid>https://www.marmarishaberler.com/makale/sensor-istek-degil-ihtiyac-31</guid>
                <description><![CDATA[Sensör İstek Değil, İhtiyaç]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">11 Ağustos 2004’ten bu yana şeker ölçüm cihazı ve insülin kullanan bir basın mensubu olarak, yalnızca kendi hikâyemi değil, benimle aynı yolu yürüyen binlerce insanın sesini duyurmak istiyorum.</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Yıllardır süren bu mücadelede insülin, elbette yaşamımızın vazgeçilmez bir parçası. Ancak şu gerçeği artık açıkça konuşmanın zamanı geldi: Uzun vadede insülin kullanımı vücudu yoruyor, enjeksiyon bölgelerinde yaralara ve ciddi cilt problemlerine yol açabiliyor. Bu durum yalnızca fiziksel değil, psikolojik olarak da derin etkiler bırakıyor. Her gün aynaya baktığınızda yara izleriyle karşılaşmak, hastalığın yükünü daha da ağırlaştırıyor.</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Bugün 18 yaş altındaki diyabet hastalarına ücretsiz olarak sunulan sensör ve insülin pompası desteği, ne yazık ki 18 yaş sonrası için aynı şekilde devam etmiyor. Oysa diyabet, 18 yaşında sona eren bir hastalık değil. Aksine, hayat boyu süren bir mücadele. Bu noktada şu soruyu sormak gerekiyor: Aynı hastalıkla yaşayan bireyler arasında neden böyle bir ayrım var?</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Bizler diyabet hastaları olarak artık yalnızca tedavi olmak değil, daha insani ve sürdürülebilir koşullarda yaşamak istiyoruz. Sensör ve pompalar, hayat kalitemizi ciddi anlamda artıran, komplikasyon riskini azaltan ve günlük yaşamı kolaylaştıran teknolojiler. Buna rağmen bu cihazlara erişim hâlâ birçok kişi için büyük bir maddi yük anlamına geliyor. Adeta kira öder gibi sensör parası ödemek zorunda kalıyoruz.</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Talebimiz çok net: Sensör ve insülin pompalarının sigorta kapsamına alınması ve 18 yaş üstü diyabet hastaları için de erişilebilir hâle getirilmesi. Bu bir lüks değil, bir ihtiyaçtır. Sağlıkta eşitlik, ancak bu tür temel gereksinimlerin karşılanmasıyla mümkündür.</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Yetkililere çağrımızdır: Bu sesi duyun. Diyabet hastalarının yaşam kalitesini artıracak bu adımı atmak, yalnızca bireylerin değil, toplum sağlığının da geleceğine yapılmış bir yatırım olacaktır.</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Sevgili okurlarım, böylesine hassas bir konuyu sizlerle paylaşmak zorunda kaldığım için üzgünüm. Ancak inanıyorum ki farkındalık, değişimin ilk adımıdır.</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Bir sonraki yazımda görüşmek üzere.</span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sat, 02 May 2026 16:10:40 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.marmarishaberler.com/images/kullanicilar/2026/01/zeynep-yalcingil-1769022219.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Bariyer mi, Tır mı?</title>
                <category>Zeynep Yalçıngil</category>
                <link>https://www.marmarishaberler.com/makale/bariyer-mi-tir-mi-30</link>
                <author>zeynepyalcingil9@gmail.com (Zeynep Yalçıngil)</author>
                <guid>https://www.marmarishaberler.com/makale/bariyer-mi-tir-mi-30</guid>
                <description><![CDATA[Bariyer mi, Tır mı?]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Son zamanlarda sosyal medyada dolaşan bazı videolar insanın içini burkuyor. Direksiyon başına geçen, hayatın yükünden bunaldığını söyleyen, ailesel ya da duygusal sorunlarını gerekçe gösteren bazı kişiler; gaza basıp tehlikeyi adeta bir “eğlence” unsuru gibi sunuyor. Üstelik bunu bir story ya da gönderiyle paylaşarak sıradanlaştırıyor.</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Peki hiç düşündünüz mü? O videoları kimler izliyor?</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">O videoları, gecenin bir yarısı babasına ulaşamayınca endişeden uyuyamayan çocuklar izliyor. Yollarda ömür tüketen tır şoförlerinin evlatları… Zaten her gün “Acaba bir şey oldu mu?” korkusuyla yaşayan aileler, sizin birkaç saniyelik sorumsuz eğlenceniz yüzünden bir korkuyu daha omuzlarına yüklüyor.</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Belki siz o an öfkelisiniz. Belki kırgın, belki çaresiz… Hatta belki yaşamaktan vazgeçmiş hissediyorsunuz. Ama unutmayın: Direksiyon başında yaptığınız her hareket sadece sizi ilgilendirmez. Sizin “anlık” bir kararınız, bir başkasının ömür boyu taşıyacağı bir travmaya dönüşebilir.</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Bir tır şoförünün hayatı zaten zordur. Günlerce ailesinden uzak, uykusuz, yorgun ve sorumluluğu ağır bir şekilde direksiyon başında olan bu insanlar; sizin kontrolsüzlüğünüzün bedelini ödemek zorunda değil. Ne onların, ne de onları bekleyen ailelerinin böyle bir yükü hak etmediği çok açık.</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Eğer gerçekten zor bir dönemden geçiyorsanız, çözüm bu değil. Yardım almak, konuşmak, destek aramak varken; hem kendinizi hem başkalarını tehlikeye atmak bir çıkış yolu değildir. Psikolojik destek bir zayıflık değil, aksine bir güç göstergesidir.</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Unutmayın, hayat sadece sizin hikâyenizden ibaret değil. Yolda karşılaştığınız her aracın içinde bir hayat, bir aile, bir umut var. Ve o umutları söndürmeye kimsenin hakkı yok.</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Bir sonraki yazıda görüşmek üzere.</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Hoşça kalın sevgili okurlarım.</span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 23 Apr 2026 00:04:24 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.marmarishaberler.com/images/kullanicilar/2026/01/zeynep-yalcingil-1769022219.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>DOĞA MI, MADEN Mİ?</title>
                <category>Doğukan İnce</category>
                <link>https://www.marmarishaberler.com/makale/doga-mi-maden-mi-29</link>
                <author>doguince@icloud.com (Doğukan İnce)</author>
                <guid>https://www.marmarishaberler.com/makale/doga-mi-maden-mi-29</guid>
                <description><![CDATA[DOĞA MI, MADEN Mİ?]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Son zamanlarda haberlerde sıkça karşılaştığımız bir cümle var: “Falanca ilde, falanca ilçede ormanlık alan, zeytinlik veya göçmen kuşların uğrak noktası maden arama faaliyetlerine açıldı.” Bu tür haberler artık istisna değil, neredeyse gündelik bir rutin haline geldi. Her defasında aynı soru yeniden gündeme geliyor: Doğayı mı koruyoruz, yoksa ekonomik kazanç uğruna geri dönüşü olmayan bir yola mı giriyoruz?</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Aslında madenler, modern yaşamın vazgeçilmez bir parçası. Enerjiden teknolojiye, altyapıdan sanayiye kadar her alanda maden kaynaklarına ihtiyaç duyuyoruz. Doğru planlama, çevresel hassasiyet ve bilimsel denetimle yürütülen madencilik faaliyetleri, bir ülke için büyük ekonomik katkılar da sağlayabilir. Yani mesele madenin kendisi değil; nasıl, nerede ve hangi sınırlar içinde çıkarıldığıdır.</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Ne var ki sorun tam da burada başlıyor. Plansız, denetimsiz ve kısa vadeli ekonomik kazanç odaklı uygulamalar; ormanları, su kaynaklarını, tarım alanlarını ve ekosistemleri geri dönüşü olmayan şekilde tahrip edebiliyor. Bir zeytinlik alanın madene açılması sadece birkaç ağaç kaybı değildir; o bölgedeki yaşam döngüsünün, tarımsal üretimin ve hatta yerel kültürün zedelenmesi anlamına gelir. Göçmen kuşların konakladığı bir alanın yok edilmesi ise yalnızca yerel değil, küresel ekosistemi etkileyen bir zincir reaksiyon yaratır.</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Bir diğer önemli mesele ise bu kaynakların işletme biçimidir. Son yıllarda maden işletme haklarının önemli bir kısmının yabancı şirketlere verilmesi, toplumda haklı olarak tartışma yaratmaktadır. Doğal kaynakların kullanımı elbette uluslararası yatırımlara açık olabilir; ancak bu süreç şeffaf, denetlenebilir ve ülke çıkarlarını önceleyen bir çerçevede yürütülmelidir. Aksi halde hem çevresel riskler artar hem de ekonomik faydanın ne kadarının ülke içinde kaldığı sorusu cevapsız kalır.</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Burada yapılması gereken şey, “maden ya da doğa” ikilemine sıkışmak değildir. Doğru olan, bu iki unsuru karşı karşıya getirmek yerine birlikte sürdürülebilir bir denge kurmaktır. Bilimsel çevre etki değerlendirmeleri, sıkı denetimler, yerel halkın katılımı ve uzun vadeli ekosistem planlaması bu sürecin temel taşları olmalıdır.</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Unutmamak gerekir ki doğa kaybedildiğinde geri getirmek mümkün değildir. Madenler ise doğru yönetildiğinde hem ülkeye hem topluma katkı sağlayabilir. Asıl mesele, bu kaynakları nasıl yönettiğimizdir.</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Bugün ihtiyaç duyulan şey, madenleri reddetmek değil; doğayı koruyan, toplumu gözeten ve geleceği planlayan bir madencilik anlayışını acilen hayata geçirmektir. DOĞA MI, MADEN Mİ?</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Son zamanlarda haberlerde sıkça karşılaştığımız bir cümle var: “Falanca ilde, falanca ilçede ormanlık alan, zeytinlik veya göçmen kuşların uğrak noktası maden arama faaliyetlerine açıldı.” Bu tür haberler artık istisna değil, neredeyse gündelik bir rutin haline geldi. Her defasında aynı soru yeniden gündeme geliyor: Doğayı mı koruyoruz, yoksa ekonomik kazanç uğruna geri dönüşü olmayan bir yola mı giriyoruz?</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Aslında madenler, modern yaşamın vazgeçilmez bir parçası. Enerjiden teknolojiye, altyapıdan sanayiye kadar her alanda maden kaynaklarına ihtiyaç duyuyoruz. Doğru planlama, çevresel hassasiyet ve bilimsel denetimle yürütülen madencilik faaliyetleri, bir ülke için büyük ekonomik katkılar da sağlayabilir. Yani mesele madenin kendisi değil; nasıl, nerede ve hangi sınırlar içinde çıkarıldığıdır.</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Ne var ki sorun tam da burada başlıyor. Plansız, denetimsiz ve kısa vadeli ekonomik kazanç odaklı uygulamalar; ormanları, su kaynaklarını, tarım alanlarını ve ekosistemleri geri dönüşü olmayan şekilde tahrip edebiliyor. Bir zeytinlik alanın madene açılması sadece birkaç ağaç kaybı değildir; o bölgedeki yaşam döngüsünün, tarımsal üretimin ve hatta yerel kültürün zedelenmesi anlamına gelir. Göçmen kuşların konakladığı bir alanın yok edilmesi ise yalnızca yerel değil, küresel ekosistemi etkileyen bir zincir reaksiyon yaratır.</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Bir diğer önemli mesele ise bu kaynakların işletme biçimidir. Son yıllarda maden işletme haklarının önemli bir kısmının yabancı şirketlere verilmesi, toplumda haklı olarak tartışma yaratmaktadır. Doğal kaynakların kullanımı elbette uluslararası yatırımlara açık olabilir; ancak bu süreç şeffaf, denetlenebilir ve ülke çıkarlarını önceleyen bir çerçevede yürütülmelidir. Aksi halde hem çevresel riskler artar hem de ekonomik faydanın ne kadarının ülke içinde kaldığı sorusu cevapsız kalır.</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Burada yapılması gereken şey, “maden ya da doğa” ikilemine sıkışmak değildir. Doğru olan, bu iki unsuru karşı karşıya getirmek yerine birlikte sürdürülebilir bir denge kurmaktır. Bilimsel çevre etki değerlendirmeleri, sıkı denetimler, yerel halkın katılımı ve uzun vadeli ekosistem planlaması bu sürecin temel taşları olmalıdır.</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Unutmamak gerekir ki doğa kaybedildiğinde geri getirmek mümkün değildir. Madenler ise doğru yönetildiğinde hem ülkeye hem topluma katkı sağlayabilir. Asıl mesele, bu kaynakları nasıl yönettiğimizdir.</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Bugün ihtiyaç duyulan şey, madenleri reddetmek değil; doğayı koruyan, toplumu gözeten ve geleceği planlayan bir madencilik anlayışını acilen hayata geçirmektir.</span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 19 Apr 2026 21:14:20 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.marmarishaberler.com/images/kullanicilar/2026/03/dogukan-ince-1774012203.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>FUTBOLDA NELER OLUYOR?</title>
                <category>Doğukan İnce</category>
                <link>https://www.marmarishaberler.com/makale/futbolda-neler-oluyor-28</link>
                <author>doguince@icloud.com (Doğukan İnce)</author>
                <guid>https://www.marmarishaberler.com/makale/futbolda-neler-oluyor-28</guid>
                <description><![CDATA[FUTBOLDA NELER OLUYOR?]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Futbol sadece bir oyun değildir. Aynı anda milyonları aynı duyguda buluşturabilen, farklılıkları bir kenara bıraktırıp ortak bir sevinç ya da hüzün etrafında kenetleyebilen güçlü bir toplumsal araçtır. Spor; dostluğu, fair-play ruhunu, saygıyı, disiplin ve dayanışmayı temsil eder. En önemlisi de birleştirir. Ancak bugün sormamız gereken soru şu: Gerçekten hala birleştiriyor mu?</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Son dönemde yaşanan gelişmelere baktığımızda, futbolun bu asli kimliğinden giderek uzaklaştığını görmek zor değil. Aksine, gerginliği artıran, güven duygusunu zedeleyen ve toplumda ayrışmayı körükleyen bir yapıya doğru evrildiği yönünde ciddi bir algı oluşmuş durumda.</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Kısa süre önce eski milli futbolcu ve teknik direktör Burak Yılmaz’ın yaptığı açıklamalar ve ardından görevinden istifa etmesi, bu tablonun en çarpıcı örneklerinden biri oldu. Bu durumu yalnızca “bir istifa” olarak görmek meseleyi fazlasıyla basitleştirmek olur. Zira bu açıklamaların arkasında biriken bir rahatsızlık, hatta açık bir isyan olduğu hissediliyor.</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Son yıllarda sıkça gündeme gelen tartışmalı yönetim kararları, büyük-küçük fark etmeksizin kulüplerin maruz kaldığı haksızlık iddiaları, bu haksızlıklara karşı ses çıkaran isimlere yönelik baskılar ve yıldırma politikaları… Tüm bunlar futbolun doğasına zarar veren unsurlar olarak karşımıza çıkıyor. Böylesi bir ortamda dik duruş sergileyen isimlerin azalması değil, aksine artması gerekirken; ortaya konan tepkilerin bedel ödetilen bir tavra dönüşmesi düşündürücüdür.</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Tam da bu noktada, Burak Yılmaz’ın sergilediği duruş, sadece sportif bir tavır değil; aynı zamanda vicdani bir refleks olarak da okunmalıdır. Bu duruşu görmezden gelmek yerine anlamaya çalışmak, futbolun geleceği açısından daha sağlıklı bir yaklaşım olacaktır.</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Öte yandan, uluslararası arenada yaşanan itibar kaybı da göz ardı edilemez bir gerçek. Dünya Kupası gibi en üst düzey organizasyonlarda Türk hakemlerin yer alamaması, yalnızca teknik bir eksiklikle açıklanamayacak kadar derin bir soruna işaret ediyor. Dünya spor basınında yer bulan olumsuz gelişmeler, ülke futbolunun dışarıdan nasıl algılandığını da net bir şekilde ortaya koyuyor.</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Bugün geldiğimiz noktada, futbol yalnızca sahada oynanan bir oyun olmaktan çıkmış; güven, adalet ve şeffaflık gibi temel değerlerin test edildiği bir alan hâline gelmiştir. Ne yazık ki, bu değerlerin zedelenmesi en çok taraftarın, yani futbolun gerçek sahibinin güvenini sarsmaktadır.</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Eski milli takım teknik direktörü Şenol Güneş’in yıllar önce söylediği bir söz, bugünleri adeta özetliyor: “İyi niyet olmadıktan sonra VAR bile yok olur.” Teknolojinin, kuralların ve sistemlerin ötesinde, asıl belirleyici olanın insan faktörü ve niyet olduğu gerçeğini hatırlamak gerekiyor.</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Bugün en çok ihtiyaç duyduğumuz şey; şeffaflık, adalet ve samimiyettir. Sporun birleştirici gücünü yeniden hatırlamak ve bu yönde adımlar atmak zorundayız. Aksi takdirde futbol, toplumdaki kutuplaşmayı derinleştiren bir araç olmaya devam edecektir.</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Dileğimiz; iyi niyetin yeniden hakim olduğu, adaletin tesis edildiği ve sporun tekrar birleştirici kimliğine kavuştuğu günleri yeniden görmek. Umarım önümüzdeki dünya kupası, millet olarak bu duyguları yeniden yaşamamıza vesile olur.</span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 14 Apr 2026 12:52:59 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.marmarishaberler.com/images/kullanicilar/2026/03/dogukan-ince-1774012203.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>GERÇEK HEDEF İRAN MI, YOKSA DAHA FAZLASI MI?</title>
                <category>Doğukan İnce</category>
                <link>https://www.marmarishaberler.com/makale/gercek-hedef-iran-mi-yoksa-daha-fazlasi-mi-27</link>
                <author>doguince@icloud.com (Doğukan İnce)</author>
                <guid>https://www.marmarishaberler.com/makale/gercek-hedef-iran-mi-yoksa-daha-fazlasi-mi-27</guid>
                <description><![CDATA[GERÇEK HEDEF İRAN MI, YOKSA DAHA FAZLASI MI?]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Ortadoğu bir kez daha yanıyor.</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Ama bu kez mesele yalnızca bir ülke ya da bir rejim değil.</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Bugün kamuoyuna sunulan tablo basit: Amerika İran’a karşı, bölge karışıyor, petrol yükseliyor. Hatta bazıları “ABD bataklığa mı saplandı?” diye soruyor.</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Asıl soru bu mu gerçekten?</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Biraz geriye bakalım.</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Son yıllarda yaşanan gelişmeler birbirinden kopuk değil. Aksine, aynı zincirin halkaları gibi ilerliyor. Enerji kaynakları, ticaret yolları ve küresel güç dengesi… Hepsi tek bir denklemin parçaları.</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Venezuela…</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Dünyanın en büyük petrol rezervlerinden birine sahip. Buna rağmen yıllardır kriz içinde. Ekonomik çöküş, siyasi baskı ve dış müdahaleler… Sonuç? Zayıflatılmış bir enerji aktörü.</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Rusya-Ukrayna savaşı…</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Bu sadece iki ülkenin çatışması değil. Avrupa’nın enerji haritası yeniden çizildi. Rusya’nın etkisi kırılırken, yeni bağımlılıklar oluştu.</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Ve şimdi İran…</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Bu gerilim yalnızca askeri değil. Hürmüz Boğazı gibi kritik noktalar düşünüldüğünde mesele doğrudan küresel ekonomi. Petrol akışı, ticaret yolları ve enerji güvenliği bu denklemin merkezinde.</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Şimdi bu tabloyu birlikte okuyalım:</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Enerji açısından kritik ülkeler…</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Kriz içinde, savaşta ya da baskı altında.</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Ve bu ülkelerin ortak bir noktası var:</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Çin ile güçlü ekonomik bağlar.</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Rusya, Çin’in en büyük enerji tedarikçilerinden biri.</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">İran, yaptırımlara rağmen Çin’e petrol satmaya devam ediyor.</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Venezuela, uzun yıllardır Çin’le enerji iş birlikleri yürütüyor.</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Bu hâlâ tesadüf mü?</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Artık mesele “ABD İran’a karşı mı?” sorusundan çok daha büyük.</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Asıl mesele, küresel güç mücadelesinin nasıl yürütüldüğü.</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Doğrudan savaşlar yerine…</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Ekonomik baskı, bölgesel krizler ve enerji hatları üzerinden kurulan bir mücadele.</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Klasik savaşlar değil, kontrollü gerilimler çağı.</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Enerjiyi kontrol eden, piyasayı kontrol eder.</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Piyasayı kontrol eden ise gücü. Peki şu an enerjiyi kim kontrol ediyor?</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Ortadoğu’da yükselen gerilim, Doğu Avrupa’daki savaş ve Latin Amerika’daki kırılganlık…</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Bunlar ayrı hikâyeler değil. Aynı oyunun farklı sahneleri.</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Ve belki de en kritik soru şu:</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Bu savaşlar kiminle yapılıyor değil…</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Kimin için yapılıyor?</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Çünkü tarih bize şunu defalarca gösterdi:</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Savaşın kazananı her zaman cephede olan değildir.</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Bazen kazanan, oyunu kurandır.</span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 06 Apr 2026 21:23:25 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.marmarishaberler.com/images/kullanicilar/2026/03/dogukan-ince-1774012203.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>TÜRKİYE’DE GIDA TERÖRÜ</title>
                <category>Doğukan İnce</category>
                <link>https://www.marmarishaberler.com/makale/turkiyede-gida-teroru-26</link>
                <author>doguince@icloud.com (Doğukan İnce)</author>
                <guid>https://www.marmarishaberler.com/makale/turkiyede-gida-teroru-26</guid>
                <description><![CDATA[TÜRKİYE’DE GIDA TERÖRÜ]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Son yıllarda ülkemizde giderek artan bir sorun var: gıdada hile ve güvensizlik. Kırmızı ete farklı etlerin karıştırılması, birçok ülkenin yasakladığı ya da vatandaşına sunmadığı paketli ürünlerin Türkiye’de hâlâ raflarda yer bulabilmesi… Tüm bunlar, halk sağlığını doğrudan tehdit eden ciddi meseleler olarak karşımızda duruyor.</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Üstelik bu sorunlarla gönüllü olarak mücadele eden, toplumu bilinçlendirmeye çalışan kişiler de ayrı bir baskıyla karşı karşıya kalıyor. Açılan davalar, yapılan tehditler ve çeşitli yıldırma girişimleri, meselenin ne kadar derin ve karmaşık bir hâl aldığını açıkça ortaya koyuyor. Peki bu durum nereye kadar devam edecek?</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Kamuoyunun en büyük beklentisi, ilgili devlet kurumlarının denetimleri daha sıkı ve etkili bir şekilde gerçekleştirmesi. Tespit edilen usulsüzlüklere karşı caydırıcı cezaların uygulanması artık bir tercih değil, zorunluluk hâline gelmiştir. Özellikle büyük üreticilerin denetlenmesi ve yasaların herkes için eşit şekilde uygulanması, bu mücadelenin en kritik adımlarından biridir.</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Öte yandan, ihracat süreçlerinde geri dönen ürünler meselesi de ayrı bir soru işareti olarak önümüzde duruyor. Sayısını tam olarak bilmediğimiz bu ürünler, akıllarda şu soruyu uyandırıyor: Başka ülkelerin kabul etmediği ürünler, neden bizim sofralarımıza ulaşabiliyor? Halkımızın sağlığı, diğer ülkelerin vatandaşlarından daha mı az değerli?</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Bir diğer dikkat çekici konu ise global markaların farklı ülkelerde farklı içeriklerle ürün sunmasıdır. Avrupa’da daha sıkı standartlara uygun olarak üretilen bir ürünün, Türkiye’de daha düşük kalite veya tartışmalı içeriklerle satışa sunulması kabul edilebilir bir durum değildir. Eğer aynı markanın ürünleri ülkeden ülkeye değişiklik gösteriyorsa, burada ciddi bir denetim ve yaptırım eksikliği olduğu açıktır.</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Elbette yetkililerin bu konuda çaba gösterdiğini varsaymak gerekir. Ancak görünen tablo, mevcut önlemlerin yeterli olmadığını düşündürüyor. Bu nedenle denetimlerin artırılması, şeffaflığın sağlanması ve halk sağlığını tehdit eden unsurlara karşı daha sert adımlar atılması artık ertelenemez bir gerekliliktir.</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Öte yandan, bu mücadelede sadece devletin değil, toplumun da sorumluluğu vardır. Bilinçli tüketici olmak, ürün içeriklerini sorgulamak ve sağlığa zararlı olduğu tespit edilen ürünleri boykot etmek, güçlü bir toplumsal refleks oluşturabilir. Milli bir irade ile hareket edildiğinde, bu sorunun en azından minimize edilmesi mümkündür.</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Sağlıklı yarınlar için bugün neyi tükettiğimizi sorgulamak zorundayız.</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Sofralarımıza neyin geldiğini sorgulamadığımız sürece, bu düzen değişmeyecek; çünkü denetlenmeyen her alan, istismara açık kalmaya mahkûmdur.</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Siz değerli okurlarımız bu konuda ne düşünüyorsunuz? Görüş ve yorumlarınızı merak ediyorum.</span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 31 Mar 2026 13:24:28 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.marmarishaberler.com/images/kullanicilar/2026/03/dogukan-ince-1774012203.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Belediye mi, Baklava Kutusu mu...!</title>
                <category>Zeynep Yalçıngil</category>
                <link>https://www.marmarishaberler.com/makale/belediye-mi-baklava-kutusu-mu-25</link>
                <author>zeynepyalcingil9@gmail.com (Zeynep Yalçıngil)</author>
                <guid>https://www.marmarishaberler.com/makale/belediye-mi-baklava-kutusu-mu-25</guid>
                <description><![CDATA[Belediye mi, Baklava Kutusu mu...!]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Günlerdir haberlerde karşımıza çıkan, okudukça “Yok artık, belediyede böyle şey mi olur?” dedirten olaylar silsilesi, insanı ister istemez düşündürüyor. Peki bu koltuklarda oturan isimleri kim seçti? Vatandaş olarak seçme ve seçilme hakkımızı kullanarak bizler değil miydik?</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Nereden başlasam bilemiyorum: Uşak mı, Görele mi, Marmaris mi?</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Birinde, kendisinden yaşça çok küçük bir kızla otel odasında yakalanan bir başkan… Bir diğerinde, 16 yaşındaki bir kıza yönelik korkunç bir suç iddiası ve ardından gelen şüpheli bir trafik kazası. Kaza mı, yoksa susturma girişimi mi? Bu soru hâlâ zihinlerde.</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Belki de en “hafif” görünen örnek Marmaris. Ancak orada da iç açıcı bir tablo yok. Belediye personelinin milyarlarca dolarlık rüşvetle yakalanması ve ardından gelen “Belediyeyle ilgisi yok” açıklaması… Nasıl ilgisi olmaz? Bu kişi belediye binasında görev yaparken yakalanıyor. Denetim nerede? Sorumluluk nerede? Bir kurum, kendi içindeki yanlışları görmezden gelerek nasıl temiz kalabilir?</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Eğer etkin bir denetim mekanizması işletilseydi, belki de o kişi o suçu işlemeye cesaret edemeyecekti. Belki de bu olayların hiçbiri yaşanmayacaktı.</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Asıl soru şu: Biz mi yanlış seçiyoruz? Yoksa seçilenler mi zamanla değişiyor?</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Belediyeler, bir şehrin aynasıdır. Bir ili, bir ilçeyi en iyi temsil etmesi gereken kurumlardır. Ancak bugün gelinen noktada, bu temsilin ne kadar doğru yapıldığı ciddi bir tartışma konusu hâline gelmiştir.</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Dileğim; daha bilinçli tercihler yaptığımız, hesap sorabildiğimiz ve gerçekten halk için çalışan yöneticilerle daha güzel yarınlara ulaşmamızdır.</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Bir sonraki yazıda buluşmak dileğiyle, sağlıcakla kalın.</span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 29 Mar 2026 14:19:33 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.marmarishaberler.com/images/kullanicilar/2026/01/zeynep-yalcingil-1769022219.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>ORTADOĞU’DAKİ SAVAŞ TÜRKİYE’Yİ NASIL ETKİLER?</title>
                <category>Doğukan İnce</category>
                <link>https://www.marmarishaberler.com/makale/ortadogudaki-savas-turkiyeyi-nasil-etkiler-24</link>
                <author>doguince@icloud.com (Doğukan İnce)</author>
                <guid>https://www.marmarishaberler.com/makale/ortadogudaki-savas-turkiyeyi-nasil-etkiler-24</guid>
                <description><![CDATA[ORTADOĞU’DAKİ SAVAŞ TÜRKİYE’Yİ NASIL ETKİLER?]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">AVANTAJLAR VE RİSKLER</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Ortadoğu’da İsrail–ABD iş birliğiyle İran’a yönelik başlatılan saldırılar ve İran’ın buna verdiği karşılıkla şekillenen yeni süreç, artık kimsenin göz ardı edemeyeceği bir noktaya geldi. Zaten uzun süredir kuzeyimizde devam eden Rusya–Ukrayna savaşı, güneydoğu sınırlarımızdaki kronik sorunlar, dış baskılar, yaptırımlar, Ege’de artan askeri gerilim ve Kıbrıs meselesi derken; Türkiye’nin etrafının adeta bir “ateş çemberine” dönüştüğünü söylemek abartı olmaz.</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Bugün fiilen savaşın içinde değiliz. Ancak bu durum, gelişmelerden etkilenmediğimiz anlamına gelmiyor. Ekonomik dalgalanmalar, enerji fiyatları, ticaret yollarındaki riskler ve güvenlik tehditleri Türkiye’yi doğrudan etkiliyor. Üstelik bu süreç uzadıkça mevcut yükün daha da ağırlaşacağı açık.</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Ancak tabloyu sadece karanlık tarafından okumak eksik olur.</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Türkiye, jeopolitik konumu gereği hem Batı bloğu hem de Doğu dünyası için vazgeçilmez bir ülke konumunda. NATO üyeliği, Rusya ve Çin ile sürdürülen dengeli ilişkiler, enerji ve ticaret koridorlarının kesişim noktasında bulunmamız; bizi bu krizde sadece etkilenen değil, aynı zamanda fırsat üretebilecek bir aktör haline getiriyor.</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Peki bu fırsatlar neler?</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Öncelikle “güvenli liman” olma potansiyeli. Bölgedeki istikrarsızlık arttıkça, sermaye ve ticaret daha güvenli bölgelere yönelir. Bunu yıllardır Körfez ülkelerinde, özellikle Dubai örneğinde net bir şekilde gördük. Türkiye, güvenlik ve istikrarını koruyabildiği ölçüde benzer bir çekim merkezi haline gelebilir.</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Buna ek olarak, güçlü altyapımız önemli bir avantaj sunuyor. Gelişmiş kara yolu ağı, modern ve büyük limanlar, büyük havaalanları ve lojistik kapasitemiz; Türkiye’yi küresel ticaretin önemli bir aktarma merkezi yapabilecek seviyede. Turizmdeki tecrübemiz de cabası.</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Ancak bu potansiyelin hayata geçmesi yüzde yüz orana sahip değil.</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">En kritik mesele iç denge. Ekonomideki yüksek enflasyon, yaşam pahalılığı, kurumlara duyulan güvenin zedelenmesi gibi sorunlar çözülmeden, dışarıdan gelecek fırsatların kalıcı bir kazanca dönüşmesi zor. Güçlü bir ekonomi, güven veren bir hukuk sistemi ve toplumsal birlik; bu sürecin en belirleyici unsurları.</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Kısacası, Türkiye hem risklerin hem de fırsatların tam merkezinde duruyor.</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Eğer iç sorunlarını çözebilen, kurumlarını güçlendiren ve toplumsal bütünlüğünü sağlayan bir Türkiye tablosu ortaya konulabilirse; Ortadoğu’daki bu kriz, uzun vadede ülkemiz için stratejik bir avantaja dönüşebilir. Aksi durumda ise bu “ateş çemberi”, sadece dışarıdan izlediğimiz bir tablo olmaktan çıkıp bizi daha derinden etkileyen bir sürece dönüşebilir.</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Bugün yapılması gereken şey karamsarlığa kapılmak değil; gerçekleri net görmek ve buna uygun adımlar atmak. Çünkü bu coğrafyada ve dünyada ayakta kalmak da, öne çıkmak da her zaman hazırlıklı olanların işi olmuştur…</span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 23 Mar 2026 11:32:01 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.marmarishaberler.com/images/kullanicilar/2026/03/dogukan-ince-1774012203.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Türk adını taşıyan ilk devletin kurucuları olan Bumin ve İstemi Kağan’ın destansı bağımsızlık</title>
                <category>Doğukan İnce</category>
                <link>https://www.marmarishaberler.com/makale/turk-adini-tasiyan-ilk-devletin-kuruculari-olan-bumin-ve-istemi-kaganin-destansi-bagimsizlik-23</link>
                <author>doguince@icloud.com (Doğukan İnce)</author>
                <guid>https://www.marmarishaberler.com/makale/turk-adini-tasiyan-ilk-devletin-kuruculari-olan-bumin-ve-istemi-kaganin-destansi-bagimsizlik-23</guid>
                <description><![CDATA[Türk adını taşıyan ilk devletin kurucuları olan Bumin ve İstemi Kağan’ın destansı bağımsızlık]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">mücadelesini merkezine alan, 2026 yapımı epik bir film olarak karşımıza çıkıyor. Daha önce Dağ ve Börü gibi projelerle geniş bir izleyici kitlesine ulaşan yönetmen, bu kez çok daha derinlere, tarihimizin en eski ve en köklü dönemlerinden birine uzanıyor.</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Film, Avarlara karşı verilen zorlu ve kader belirleyici mücadeleyi konu alırken, planlanan üçlemenin de ilk adımını oluşturuyor. Sadece bir savaş hikâyesi anlatmakla kalmayan yapım, aynı zamanda bir milletin kimlik arayışını, bağımsızlık tutkusunu ve varoluş mücadelesini epik bir dille aktarmayı hedefliyor.</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Son yıllarda tarih temalı yapımların artış göstermesi sevindirici olsa da, bu denli eski dönemleri ele alan projelerin sayısı hala oldukça sınırlı. Oysa böylesine köklü ve zengin bir geçmişe sahip bir milletin hikayeleri, sinema ve sanat aracılığıyla çok daha geniş kitlelere ulaştırılmayı hak ediyor.</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Dileğimiz, bu tür yapımların çoğalması ve tarihimizin farklı dönemlerinin de aynı titizlikle sinemaya aktarılmasıdır. Bu milletin derin geçmişi, anlatıldıkça değer kazanan ve gelecek nesillere aktarılması gereken güçlü bir miras niteliği taşımaktadır. Bu yüzden böylesi yapımların artması bir tercih değil, bu milletin köklü hafızasına karşı bir sorumluluktur.</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Alper Çağlar başta olmak üzere, emeği geçen tüm oyuncuları ve ekipte yer alan herkesi tebrik ediyorum; bu anlamlı yolculuğu büyük bir heyecan ve merakla beklediğimi ifade etmek istiyorum.</span></span></p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 20 Mar 2026 16:12:13 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.marmarishaberler.com/images/kullanicilar/2026/03/dogukan-ince-1774012203.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Dalaman TV ve Marmaris Haberler Ailesi Büyüyor: Doğukan İnce Aramızda!</title>
                <category>Doğukan İnce</category>
                <link>https://www.marmarishaberler.com/makale/dalaman-tv-ve-marmaris-haberler-ailesi-buyuyor-dogukan-ince-aramizda-22</link>
                <author>doguince@icloud.com (Doğukan İnce)</author>
                <guid>https://www.marmarishaberler.com/makale/dalaman-tv-ve-marmaris-haberler-ailesi-buyuyor-dogukan-ince-aramizda-22</guid>
                <description><![CDATA[Dalaman TV ve Marmaris Haberler Ailesi Büyüyor: Doğukan İnce Aramızda!]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Seçkin İmza</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">​Bölgenin nabzını tutan, doğru ve ilkeli haberciliğin adresi Dalaman TV ve Marmaris Haberler ailesi, kadrosuna çok değerli bir ismi daha dahil etmenin heyecanını yaşıyor.</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">​Temiz, dürüst ve tarafsız kalemiyle tanınan Doğukan İnce, köşe yazılarıyla artık siz değerli okurlarımızla buluşacak. İlkeli yayıncılık anlayışımızla örtüşen, elit ve seçkin analizleriyle fark yaratacak olan İnce’yi aramızda görmekten onur duyuyoruz.</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">​Siz değerli takipçilerimiz, Doğukan İnce’nin gündeme ışık tutacak yazılarını ve değerlendirmelerini web sitelerimizdeki köşe yazarları bölümünden takip edebilirsiniz.</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Doğukan İnce</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">doguince@icloud.com</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">+90 554 669 34 48</span></span></p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 20 Mar 2026 16:10:26 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.marmarishaberler.com/images/kullanicilar/2026/03/dogukan-ince-1774012203.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Bir Rapor Değil, Bir Üslup Meselesi</title>
                <category>Zeynep Yalçıngil</category>
                <link>https://www.marmarishaberler.com/makale/bir-rapor-degil-bir-uslup-meselesi-21</link>
                <author>zeynepyalcingil9@gmail.com (Zeynep Yalçıngil)</author>
                <guid>https://www.marmarishaberler.com/makale/bir-rapor-degil-bir-uslup-meselesi-21</guid>
                <description><![CDATA[Bir Rapor Değil, Bir Üslup Meselesi]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Bugün Dalaman Devlet Hastanesi’nde yaşadığım bir olay, aslında yalnızca bir sağlık raporu sürecini değil; insan ilişkilerinde üslubun ve empatinin ne kadar önemli olduğunu bana bir kez daha hatırlattı.</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Ehliyet almak amacıyla gerekli olan sağlık raporu için hastaneye başvurdum. Süreç gereği önce Dahiliye polikliniğine yönlendirildim. Muayene sırasında mesleğimin basın mensubu olduğunu söylediğimde, doktor tarafından “Bu gözle ehliyet almanız çok zor, basın mensubu olmanız da hayal” şeklinde bir ifade ile karşılaştım. Açıkçası bu sözler beni oldukça üzdü.</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Elbette doktorların tıbbi değerlendirme yapma hakkı ve sorumluluğu vardır. Bir kişi sağlık açısından ehliyet almaya uygun değilse bunun söylenmesi son derece doğal ve gereklidir. Buna kimsenin itirazı olamaz. Ancak mesele sadece söylenen şey değil, nasıl söylendiğidir.</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Daha sonra yönlendirildiğim göz polikliniğinde de benzer bir üslup ile karşılaştım. Üniversiteyi birincilikle bitirdiğimi ve mesleğimi yaptığımı ifade etmeme rağmen, “Sizin okumanız çok zor, ehliyet almanız da imkansız” şeklinde bir yanıt aldım. O an hissettiğim şey yalnızca bir sağlık değerlendirmesi değildi; sanki hayatım ve verdiğim emek küçümsenmiş gibiydi.</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Aslında canımı yakan şey raporun sonucu değil. Eğer sağlık açısından uygun görülmezsem buna saygı duyarım. Çünkü sağlık söz konusu olduğunda son sözü elbette hekimler söyleyecektir. Fakat aynı durum, daha yapıcı ve daha empatik bir dille ifade edilseydi, eminim bugün bu kadar kırgın hissetmezdim.</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Bir hastane, insanların yalnızca tedavi gördüğü bir yer değildir. Aynı zamanda insanların hassas olduğu, umutla ve bazen de endişeyle kapısını çaldığı bir kurumdur. Bu yüzden sağlık çalışanlarının kullandığı her cümlenin, hastalar üzerinde düşündüğümüzden çok daha büyük etkileri olabilir.</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Ben bugün bir basın mensubu olarak değil, bir insan olarak kırıldım. Çünkü herkes gibi ben de karşımdaki sağlık çalışanlarından biraz anlayış, biraz empati ve biraz da güzel bir üslup bekledim.</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Doktorlarımızın mesleki bilgi ve tecrübelerine elbette saygımız sonsuz. Ancak sağlık hizmetinin en önemli parçalarından biri de iletişimdir. Bazen bir cümle, bir insanın moralini yükseltebilir; bazen de hiç gerek yokken derin bir kırgınlık bırakabilir.</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Bugün yaşadığım olaydan sonra tek temennim şu: Hastalarla kurulan iletişimde biraz daha empati, biraz daha nezaket ve biraz daha anlayışın hâkim olması.</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Çünkü bazen insanı en çok yaralayan şey sonuç değil, kullanılan üsluptur.</span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 16 Mar 2026 22:25:28 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.marmarishaberler.com/images/kullanicilar/2026/01/zeynep-yalcingil-1769022219.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Kadın Nefretine Son</title>
                <category>Zeynep Yalçıngil</category>
                <link>https://www.marmarishaberler.com/makale/kadin-nefretine-son-20</link>
                <author>zeynepyalcingil9@gmail.com (Zeynep Yalçıngil)</author>
                <guid>https://www.marmarishaberler.com/makale/kadin-nefretine-son-20</guid>
                <description><![CDATA[Kadın Nefretine Son]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Son zamanlarda toplumda giderek daha görünür hâle gelen bir sorun var: kadınlara yönelik nefret ve önyargı. İnsan bazen gerçekten anlamakta zorlanıyor. Dokuz ay karnında taşıyan, hayatı boyunca kalbinde yer açan, büyüten, yetiştiren, hastalandığınızda başucunuzdan ayrılmayan kadınlara karşı bu nefret nereden geliyor?</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Unutuyoruz ya da hatırlamak istemiyoruz: Hepimizi yetiştiren de bir kadındı. İlk adımlarımızı atan, ilk kelimelerimizi öğreten, geceleri uykusuz kalan bir anne vardı hayatımızda. Buna rağmen kadınlara karşı kullanılan dil, yapılan yorumlar ve gösterilen tepkiler hâlâ şaşırtıcı derecede sert ve adaletsiz.</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Bir kadın öldürüldüğünde ya da şiddete uğradığında, olayın kendisi yerine kadının hayatı sorgulanıyor. “Üzerinde ne vardı?”, “O saatte dışarıda ne işi vardı?”, “Ne yapmış da başına gelmiş?” gibi sorular soruluyor. Oysa hiçbir insanın yaşamı bu tür sorgulara indirgenemez.</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Kadın trafikte araç kullandığında bile aynı önyargıyla karşılaşıyor. “Kadın aklıyla araba mı kullanacak?” gibi küçümseyici sözler hâlâ gündelik dilde yer bulabiliyor. Oysa istatistiklere baktığımızda trafik kazalarının yaklaşık %76’sının erkek sürücüler tarafından yapıldığını görüyoruz. Buna rağmen bir kaza olduğunda haberlerde çoğu zaman “kadın sürücü kaza yaptı” ifadesi özellikle vurgulanıyor. Erkek sürücüler kaza yaptığında ise “erkek sürücü” diye belirtilmiyor.</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Bu durum aslında çok şey anlatıyor: Sorun sadece olaylarda değil, olayları anlatma biçimimizde de saklı. Bir kadın söz konusu olduğunda cinsiyet öne çıkarılıyor; erkek söz konusu olduğunda ise bu detay çoğu zaman görünmez oluyor.</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Unutmamak gerekir ki kadın sadece bir cinsiyet değil; toplumun temelidir. Aileyi kuran, çocukları büyüten, hayatın birçok alanında emeğiyle var olan bir değerdir. Kadının olmadığı bir yerde hayat eksik kalır. Çünkü kadınların varlığı yalnızca bir birey olarak değil, toplumun gelişmesi ve insanlığın ilerlemesi için de vazgeçilmezdir.</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Belki de artık şu soruyu kendimize sormanın zamanı gelmiştir: Kadınlara yönelik bu önyargıyı ve nefreti gerçekten neden sürdürüyoruz?</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Unutmayalım; kadının olmadığı hiçbir yerde hayat tam anlamıyla çiçek açmaz.</span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 15 Mar 2026 20:28:29 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.marmarishaberler.com/images/kullanicilar/2026/01/zeynep-yalcingil-1769022219.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Emekli maaşı yetmeyince taksiye çıkmıştı baba.“Alışmışız çalışmaya,” derdi.</title>
                <category>Yaşar Köktürk</category>
                <link>https://www.marmarishaberler.com/makale/emekli-maasi-yetmeyince-taksiye-cikmisti-babaalismisiz-calismaya-derdi-19</link>
                <author>yasarkokturk48@hotmail.com (Yaşar Köktürk)</author>
                <guid>https://www.marmarishaberler.com/makale/emekli-maasi-yetmeyince-taksiye-cikmisti-babaalismisiz-calismaya-derdi-19</guid>
                <description><![CDATA[Emekli maaşı yetmeyince taksiye çıkmıştı baba.“Alışmışız çalışmaya,” derdi.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Aslında alıştığı şey, kimseye yük olmamaktı.</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Oğlu üniversiteyi bitirmişti,</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">ama odasından çıkmıyordu.</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Oğlunun sessizliği, babanın yüreğini yoruyordu.</span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Baba bunu hiç dillendirmezdi.</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Evde sessiz bir hüzün,</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">direksiyonda sessiz bir mücadele vardı.</span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Altmışlarında bir adamdı.</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Yüzünde yılların yorgunluğu, omuzlarında geçim derdi.</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Bir ara tekstile girmişti, battı.</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Kazandı, kaybetti.</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Paranın kokusunu da gördü, yokluğun pasını da yuttu.</span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Şimdi direksiyon başında.</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Simitini bagajda, çayını termosla içerdi.</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Helal paradan başka sermayesi yoktu.</span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Bir gün dar bir sokakta ters yönden gelen bir araba.</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Normalde ses çıkarmazdı.</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Önce yol verdi, sustu.</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Ama üçüncü araç da aynı hatayı yapınca yumuşakça uyardı:</span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">“Burası tek yön evlat…”</span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Üç kişi indiler.</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">İkisi iri yarı, boylu poslu.</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Sözleri ağırdı, hakaretleri kirli.</span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">“Sen kimsin?” dediler.</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">“Yürü git dayı, oğlun yok mu? O gelsin de bizle konuşsun.”</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">“Bak işine, yürür gideriz üstünden.”</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">İn aşağı, görelim seni!” diye bağırdılar.</span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Adam şaştı önce.</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Yirmi yıldır bir kere bile arabadan inip kavga etmemişti.</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Hatta kavga kelimesi bile boğazına ağır gelirdi.</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Hep susmuştu, hep yol vermişti.</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">“Dünya daralınca insan geniş davranır” derdi.</span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Ama o gün…</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Onu arabadan zorla indirirken,</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">sadece bedenine değil,</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">hayatına dokundular sanki.</span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">O, kavgadan değil, hayatından yorulmuş bir adamdı.</span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Göbeği vardı, saçları kırdı.</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Herkes “yazık olacak adama” diye düşündü.</span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Sonra bir yumruk indi.</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">En uzun adam betona serildi hemen bayıldı</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Bilinci gitmiş bedenin bacakları,</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">hayatın son kıvılcımını taşır gibi kasılıp titrer ya!</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Sanki yere değil, karanlığa düşerken bile direniyordu.</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">İkinci hamleye gerek kalmadı, o da düştü.</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Üçüncü adam denedi, aynı kader.</span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Sokak taş kesildi.</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Yaşlı adam nefesini topladı, gömleğini düzeltti:</span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">“Evladım, kabadayılık sokakta değil…</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">terle edilen yerde olur.”</span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Polis yolda taksiciyi çevirdi hakkında şikayet var dedi.</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Karakola götürüldü üç adam parmakla gösterdi:</span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">“Bu yaptı!”</span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Komiser bir taksiciye baktı, bir üç dev adama.</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Kaşları kalktı.Yürüyün gidin, bu yaşli adam mı bu hale koydu sizi?Utanmıyor musunuz beni meşgul etmeye?</span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Sabıka kayıtları açıldı.</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Taksici tertemiz; diğerleri kir pas içinde.</span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Komiser kimliği aldı, isme baktı.</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Gözleri büyüdü.</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Dosyayı tekrar kontrol etti.</span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">“Bir dakika…</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Siz… siz o musunuz milli sporcu?”</span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Sesi değişti:</span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">“Ben çocukken tv'de sizi izlerdim…Hayrandım.</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Ringde nefesimizi tutardık!”</span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Adam mahcupça gülümsedi:</span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">“Geçmişte kaldı komiserim.</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Ben şimdi direksiyon başında ekmek kovalıyorum.”</span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Komiser gülümsedi —</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">hem gururla hem sızlayan bir saygıyla:</span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">“Demek hâlâ indiriyorsunuz…”</span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Sonra kapıyı açtı:</span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">“Gidebilirsiniz üstad.</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Hakkınız helaldir.Yalniz çok feci dovmussunuz birinin burnu kırılmış.Ameliyat olacak.</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Onların sicili bu kadar kirli olmasa asla birakamazdım sizi.</span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Adam çıktı.</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Yağmur başlamıştı.</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Direksiyonuna geçti.</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Sessizce fısıldadı:</span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">“Ben bu ülke için dövüştüm…</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Şimdi bu ülkenin yağmurunda ekmek arıyorum.</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Ama onurum hâlâ dimdik.</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Oğlum da bir gün benim gibi dimdik durmayı öğrenir inşallah.”</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Direksiyonuna yaslandı bir an.</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Cama vuran yağmurla aynı ritimde,</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">kimsenin duymadığı şekilde Nazım'dan bir mısra mırıldandı:</span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">“En güzel günlerimiz henüz yaşamadıklarımız…”</span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Ne oğluna kızıyordu,</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">ne hayata sitem ediyordu.</span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Sadece…</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">içinde bir yerde hâlâ inanan bir adamdı.</span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Üstü başı ıslanmıştı,</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">ama umut hâlâ kuruydu.</span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Bazı kahramanlar gölgede kalır…</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Ama asla düşmezler.</span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Bir zamanlar bayrak için yumruk atanlara,</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">bugün&nbsp; emekli olduğu halde direksiyonda alın teri dökenlere selam olsun</span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 15 Mar 2026 01:28:14 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.marmarishaberler.com/images/kullanicilar/2025/12/yasar-kokturk-1765998388.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Öğretmen Her Şeydir</title>
                <category>Zeynep Yalçıngil</category>
                <link>https://www.marmarishaberler.com/makale/ogretmen-her-seydir-18</link>
                <author>zeynepyalcingil9@gmail.com (Zeynep Yalçıngil)</author>
                <guid>https://www.marmarishaberler.com/makale/ogretmen-her-seydir-18</guid>
                <description><![CDATA[Öğretmen Her Şeydir]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Bugün bu ülkede, daha 17 yaşında bir öğrencinin öğretmenini vurduğu haberini aldık. Yazarken bile insanın eli titriyor. Bu kabul edilebilir değil. Bizler her fırsatta “Şiddete hayır”, özellikle de “Kadına şiddete hayır” derken; bir öğrencinin kadın bir öğretmeni defalarca bıçaklayarak hayattan koparması hangi vicdana, hangi akla sığar?</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Nereye gidiyor bu çocuklar?</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Nerede o eski öğrenciler?</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Biz öğretmenimizi gördüğümüzde ceketimizi ilikler, ses tonumuzu düşürür, kelimelerimizi seçerek konuşurduk. Saygı bir korkudan değil, bir değerden doğardı. Öğretmen; sadece ders anlatan biri değil, hayatı öğreten kişiydi. Anne-babadan sonra en kıymetli rehberdi.</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Elbette suçu yalnızca çocuklara yüklemek kolaycılık olur. Bu tablonun bir yarısı da ailelerde. Çocuklarımızı seviyoruz, evet… Ama sevgi sınırsız özgürlük, sınırsız hak ve sorumsuzluk demek değildir. Disiplinsiz büyüyen, her istediği anında yapılan, “hayır” kelimesini duymayan bir çocuk; sınırla karşılaştığında öfkeyi seçebiliyor. O cesareti nereden buluyor diye sormadan önce, o cesareti nasıl verdiğimizi düşünmeliyiz.</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Merhameti öğretmeliyiz.</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Sevgiyi öğretmeliyiz.</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">En önemlisi de saygıyı öğretmeliyiz.</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Bu ülke yeterince öğretmenini, doktorunu, kadını toprağa verdi. Artık yeter. Her yeni kayıp, sadece bir insanı değil; bir umudu, bir emeği, bir geleceği de bizden alıyor.</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Öğretmen her şeydir. Bir çocuğun yolunu aydınlatan ışıktır. O ışığı söndürmek, karanlığa razı olmaktır.</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Ben hâlâ inanmak istiyorum… Güzel yarınların mümkün olduğuna, öğretmenlerin el üstünde tutulduğu günlerin yeniden geleceğine inanmak istiyorum. Şiddetin değil, saygının konuşulduğu bir ülke hayal ediyorum.</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Güzel haberlerde buluşmak dileğiyle sevgili okurlarım…</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Sağlıcakla kalın.</span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 05 Mar 2026 20:28:06 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.marmarishaberler.com/images/kullanicilar/2026/01/zeynep-yalcingil-1769022219.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Ah Nerede O Eski Ramazanlar</title>
                <category>Zeynep Yalçıngil</category>
                <link>https://www.marmarishaberler.com/makale/ah-nerede-o-eski-ramazanlar-17</link>
                <author>zeynepyalcingil9@gmail.com (Zeynep Yalçıngil)</author>
                <guid>https://www.marmarishaberler.com/makale/ah-nerede-o-eski-ramazanlar-17</guid>
                <description><![CDATA[Ah Nerede O Eski Ramazanlar]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Eski Ramazanları özlemediniz mi sevgili okurlarım?</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Teravih namazı sonrası sokakları dolduran çocuk seslerini… Kapı zillerine basıp kaçan, sonra köşe başından gülüşerek çıkan yaramazları… Büyüklerinin elini öpüp “Hayırlı Ramazanlar” diyen o mahcup ama içten çocukları…</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Sahur vakti evin ışıkları yanarken aynı sofrada buluşan aileleri… İftar saatine dakikalar kala mutfaktan yükselen telaşı, sofranın etrafında toplanan kalabalığı, paylaşılan ekmeğin bereketini…</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Bugün hâlâ “Ah nerede o eski Ramazanlar” diyoruz.</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Peki gerçekten nerede kaybettik o günleri?</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Nerede o büyüklerine saygıda kusur etmeyen çocuklar… Nerede o küçüğünü koruyan, büyüğünü gözeten insanlar… Nerede o sevgi, o hoşgörü, o birlik duygusu?</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Çoğu zaman suçu yeni nesle yüklüyoruz. “Bu devir çok kötü”, “Çocuklar artık eskisi gibi değil” diyoruz. Ama kendimize şu soruyu sormayı unutuyoruz:</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Bu çocuklar ne zaman o eski kalabalık aile sofralarını gördü? Ne zaman aynı evde üç neslin bir arada yaşadığı günlere şahit oldu? Ne zaman yokluğu, paylaşmayı, sabretmeyi öğrendi?</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Belki de mesele çocukların değişmesi değil, hayatın değişmesidir.</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Belki de biz, onlara anlatmak yerine yaşatmayı unuttuk.</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Ramazan sadece oruç tutmak değildir sevgili okurlarım. Ramazan; bir araya gelmektir, hatırlamaktır, hatırlatmaktır. Bir sofrayı paylaşmak, bir gönlü almak, bir çocuğun hafızasına güzel anılar bırakmaktır.</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Unutmayalım ki gelenekler anlatılarak değil, yaşatılarak devam eder.</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Bu Ramazan’da çocuklarınıza sadece bayramlık değil, hatıra verin. Sadece harçlık değil, değer verin. Onlara kalabalık sofraları, birlikte edilen duaları, paylaşılan ekmeğin bereketini gösterin.</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Ki yıllar sonra onlar da “Bizim zamanımızda Ramazan başka güzeldi” diyebilsin.</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Hepinizin Ramazanı mübarek olsun sevgili okurlarım.</span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sat, 21 Feb 2026 22:53:30 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.marmarishaberler.com/images/kullanicilar/2026/01/zeynep-yalcingil-1769022219.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Ticaretin Gölgesinde Vatandaşın Geçim Mücadelesi</title>
                <category>Yaşar Köktürk</category>
                <link>https://www.marmarishaberler.com/makale/ticaretin-golgesinde-vatandasin-gecim-mucadelesi-16</link>
                <author>yasarkokturk48@hotmail.com (Yaşar Köktürk)</author>
                <guid>https://www.marmarishaberler.com/makale/ticaretin-golgesinde-vatandasin-gecim-mucadelesi-16</guid>
                <description><![CDATA[Ticaretin Gölgesinde Vatandaşın Geçim Mücadelesi]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Adalet’i sağlamak için, vatandaşın güvenliğini temin etmek için, eğitimi yönlendirmek için birçok bakanımız var. Peki vatandaşın her gün doğrudan yüzleştiği, her sabah evinden çıktığında hissettiği, her akşam sofrasına oturduğunda düşündüğü o hayati konuda, yani ticarette, neden vatandaşın derdine çare olacak güçlü bir irade hissedilmiyor?</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">AVM’ye, çarşıya, pazara gidiyoruz… Cebimizde yirmi liramız var. Fakat zamların önüne geçemiyoruz. Geldiğimiz gibi elimiz bomboş geri eve dönüyoruz. Peki ya hastası olanlar? Yataktan hiç kalkamayan anne, babası olanlar ne yapacak? Bugün birçok eve iki maaş giriyor ama yine de vatandaş zamlardan şikâyet ediyor, yine de vatandaş geçim derdiyle baş başa kalıyor. Bunun önüne geçmek için Türkiye Cumhuriyeti’nin güvenilir, kendini vatanına adamış bir isme ihtiyacı olduğu açıktır.</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Devlet terbiyesiyle yoğrulmuş, bürokrasinin en üst kademelerine kadar liyakatiyle yükselmiş isimlerden biri olan Ziya Altunyaldız, uzun yıllara yayılan kamu hizmetiyle dikkat çeken bir devlet adamıdır. Müsteşarlık makamına kadar uzanan bu yolculuk, yalnızca bir kariyer basamağı değil; aynı zamanda devlete adanmış bir ömrün nişanesidir.</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Uluslararası ticaretin karmaşık ve çoğu zaman görünmeyen kulislerinde, Türkiye’nin menfaatlerini gözeten birçok önemli anlaşmanın arka planında onun emeği ve katkısı bulunmaktadır. Sahip olduğu eğitim birikimi, köklü aile yapısı ve sağlam karakteri, onu sadece bir bürokrat değil, aynı zamanda güven telkin eden bir şahsiyet haline getirmiştir.</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Nezaketiyle mesafe koymasını bilen, zarafetiyle saygı uyandıran, asaletiyle temsil ettiği makamın hakkını veren bir duruşa sahiptir. Metaneti, feraseti ve gerektiğinde ortaya koyduğu cesareti, onun devlet ciddiyetini içselleştirmiş bir isim olduğunun açık göstergesidir. Halk arasında sıkça kullanılan “Bilen bilir” ifadesi vardır; gerçekten de o, bilmesi gerekenin bildiği, bilmemesi gerekenin ise bilemeyeceği bir devlet insanı profili çizmiştir.</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Görev yaptığı Ekonomi Bakanlığı ve Gümrük ve Ticaret Bakanlığı dönemlerinde, özellikle teşvik politikaları ve ticaretin geliştirilmesi noktasında önemli çalışmalara imza atmıştır. Hem iç piyasada faaliyet gösteren iş insanlarına hem de uluslararası arenada Türkiye’yi temsil eden ticaret erbabına yol gösterici olmuş, devlet ile piyasa arasında köprü vazifesi görmüştür.</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Siyasi hayatında tercihini Adalet ve Kalkınma Partisi saflarından yana kullanması, onun devlet tecrübesini siyasi alana da taşıma iradesinin bir yansımasıdır. Sahip olduğu birikim, tecrübe ve devlet terbiyesi, onu sıradan bir siyasetçiden ziyade, devlet geleneğinin içinden yetişmiş bir “Türk devlet adamı” olarak farklı bir konuma taşımaktadır.</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Bazı isimler vardır; yaptıkları görevlerle değil, temsil ettikleri değerlerle hatırlanırlar. Ziya Altunyaldız da bu isimlerden biridir.</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Ve tarih, kendisine sadakatle hizmet edenleri mutlaka not eder.</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Nitekim…</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Türk milleti not etmiştir.</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Kendini devlete adamış ve devletin en önemli bakanlıklarında yer almış olan Ziya Altunyaldız, Ticaret Bakanı olarak atanabilecek, vatandaşın zam derdine çare bulabilecek belki de en doğru kişilerden biridir.</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Çünkü ticaret demek, hayat demektir. Ticaret demek, mutfak demektir. Ticaret demek, vatandaşın yarını demektir.</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Ve Türk milleti, kendini düşüneni asla unutmaz...</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Sağlıcakla kalın sevgili okurlarım.</span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 16 Feb 2026 00:47:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.marmarishaberler.com/images/kullanicilar/2025/12/yasar-kokturk-1765998388.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Devletin mi, Özelin mi?</title>
                <category>Yaşar Köktürk</category>
                <link>https://www.marmarishaberler.com/makale/devletin-mi-ozelin-mi-15</link>
                <author>yasarkokturk48@hotmail.com (Yaşar Köktürk)</author>
                <guid>https://www.marmarishaberler.com/makale/devletin-mi-ozelin-mi-15</guid>
                <description><![CDATA[Devletin mi, Özelin mi?]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Günlerdir birçok haber sitesinde, sosyal medyada ve vatandaşın gündeminde aynı konu dönüp duruyor: TÜVTÜRK.</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Araç muayenesi denince akla gelen bu yapı, artık yalnızca araçları değil, insan hayatını da tartışmanın merkezine oturtmuş durumda.</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Resmi kayıtlara baktığınızda TÜVTÜRK, devlet denetiminde faaliyet gösteren bir kurum. Ancak sahadaki tablo, bu tanımın içini ne kadar doldurduğu konusunda ciddi soru işaretleri barındırıyor. “Görünen köy kılavuz istemez” derler ya; tabelada devlet, uygulamada ise bambaşka bir düzen var. Vatandaşın yaşadığı sorunlar, personelin tavrı ve şeffaflıktan uzak işleyiş ister istemez şu soruyu gündeme getiriyor:</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Burası gerçekten bir kamu hizmeti mi, yoksa fiilen özel bir işletme mi?</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Bu tartışmaları alevlendiren en acı örnek ise 2 Şubat’ta Ankara’nın Yenimahalle ilçesinde yaşandı. Emekli polis Melih Okan Keskin, araç muayenesi için gittiği TÜVTÜRK istasyonunda iddialara göre bir çalışan tarafından kullanılan aracın üzerine sürülmesi sonucu hayatını kaybetti. Yıllarca devlete hizmet etmiş, can güvenliğini sağlamış bir emekli polisin, yine bir kamu hizmeti almak için gittiği yerde yaşamını yitirmesi, meselenin vahametini daha da artırdı.</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Bu olayın ardından vatandaşın sabrı taştı. Sosyal medyada yükselen tepkiler kısa sürede sokağa yansıdı, TÜVTÜRK istasyonları protesto edildi. İnsanlar yalnızca bir canın hesabını sormuyor; aynı zamanda denetimsizliğin, sorumsuzluğun ve belirsizliğin de sorgulanmasını istiyor.</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Çalışanların bu yapının kamu sorumluluğunu taşıdığının farkında olmadığı ya da deyim yerindeyse “su altından saman yürütülen” bir düzenin içinde hareket edildiği algısı giderek güçleniyor. Kurallar vatandaşa gelince katı, hesap vermeye gelince muğlak.</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Araç muayenesi bir tercih değil, yasal bir zorunluluk. Zorunlu olan bir hizmette böylesine ağır bir ihmalkârlığın konuşuluyor olması kabul edilemez. Bu yapı ya gerçek anlamda kamu ciddiyetiyle yönetilmeli ya da mevcut karmaşa net bir şekilde açıklığa kavuşturulmalıdır.</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Temennim odur ki bu olay unutturulmaz, üstü örtülmez ve gerçek sorumlular ortaya çıkarılır. Gerekirse TÜVTÜRK yönetimine bir kayyum atanarak düzen sağlanır. Çünkü mesele artık sadece araçlar değil; insan hayatıdır.</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Ve bugün vatandaşın aklındaki soru hâlâ aynı, hatta daha da yakıcı:</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Devletin mi, özelin mi?</span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 11 Feb 2026 00:10:27 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.marmarishaberler.com/images/kullanicilar/2025/12/yasar-kokturk-1765998388.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Acımız Hâlâ Taze</title>
                <category>Zeynep Yalçıngil</category>
                <link>https://www.marmarishaberler.com/makale/acimiz-hala-taze-14</link>
                <author>zeynepyalcingil9@gmail.com (Zeynep Yalçıngil)</author>
                <guid>https://www.marmarishaberler.com/makale/acimiz-hala-taze-14</guid>
                <description><![CDATA[Acımız Hâlâ Taze]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Yıllar geçti… Takvim yaprakları değişti ama içimizdeki acı da korku da bir türlü dinmedi. Karanlık bir gecede binlerce can, üstlerine yıkılan binaların altında kaldı. Çığlıkları duyulanlar için “kurtarıldılar” sandık; oysa en zor yük onların omuzlarındaydı.</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Bir sallantı olduğunda panikle yerinden fırlayanlar, hayatını toprağa verenler ve sevdiklerini toprağa verdikleri halde mezarlarını bile bilmeyenler… Bu acının hangi kelimeyle anlatılabileceğini hâlâ bilmiyoruz.</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Şehirlerimiz yeniden ayağa kalkıyor deniyor. Peki ama hangi bina korkusuzca içinde oturulacak? Hangi beton, yitirilen bir canın yerini doldurabilecek? Memleket hasreti çeken ama geri dönmeye korkanlar var. Aynı felaketi bir kez daha yaşama endişesiyle yaşayan binlerce insan… Hangimiz irkilmiyoruz küçük bir artçıda? Hangimizin yüreği ağzına gelmiyor?</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Unutmak mümkün mü? Unutmak zaten insana yakışır mı?</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Bu felaket bize sadece binaların değil, ihmallerin de yıkıldığını gösterdi. Ve bize düşen, unutmamak. Unutturmamak. Aynı acıların tekrar yaşanmaması için hatırlamak ve hatırlatmak.</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Bir daha böyle bir felaket yaşamamak dileğiyle…</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Hayatını kaybedenleri rahmetle, geride kalanları sevgi ve özlemle anıyoruz.</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Unutmadık. Unutmayacağız.</span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 05 Feb 2026 21:40:59 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.marmarishaberler.com/images/kullanicilar/2026/01/zeynep-yalcingil-1769022219.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Geleneklerimiz Çalınamaz</title>
                <category>Zeynep Yalçıngil</category>
                <link>https://www.marmarishaberler.com/makale/geleneklerimiz-calinamaz-13</link>
                <author>zeynepyalcingil9@gmail.com (Zeynep Yalçıngil)</author>
                <guid>https://www.marmarishaberler.com/makale/geleneklerimiz-calinamaz-13</guid>
                <description><![CDATA[Geleneklerimiz Çalınamaz]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Türklerin binlerce yıla uzanan bir kültürü vardır. Bu kültür; yalnızca sözle, yazıyla değil, bedenle, duruşla, saçla, simgeyle taşınır. Bugün “saç örgüsü” diye geçilen, bizim dilimizde belik olarak bilinen gelenek de bunlardan biridir.</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Son zamanlarda bu kadim mirası sahiplenmeye, hatta kökeninden koparıp başka kültürlere mal etmeye çalışanları görüyoruz. Şunu açıkça söylemek gerekir:</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Türklerin ne vatanı ne de gelenekleri ödünç verilecek, sessizce terk edilecek şeyler değildir.</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Saç örgüsü, Türklerde sadece bir süs değildir.</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">O, savaşçı kimliğin, toplumsal duruşun, aidiyetin ifadesidir.</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Hunlardan Oğuzlara,</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Kumanlardan Kıpçaklara kadar uzanan tarih boyunca saç örgüsü, Türk kültüründe vazgeçilmez bir simge olmuştur.</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Kadın için ayrı, erkek için ayrı anlamlar taşımıştır.</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Kimi zaman cesareti, kimi zaman asaleti, kimi zaman da toplumsal konumu anlatmıştır. Yani belik, sessiz ama güçlü bir dildir.</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Bugün o dili yeniden hatırlama zamanıdır.</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Kültürümüzü yaşatmanın, ona sahip çıkmanın zamanıdır.</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Türk kadını tarih boyunca geri durmamıştır. Gerektiğinde savaşmış, gerektiğinde evini, soyunu, kimliğini korumuştur. Kimliğini saklamamış, tam tersine saçıyla, duruşuyla, varlığıyla ortaya koymuştur.</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Taklit edilebiliriz, evet.</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Ama kökümüz taklit edilemez.</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Çünkü gelenek, sadece yapılan şey değil; neden yapıldığını bilmektir.</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">O yüzden bugün, belki küçük ama anlamı büyük bir hatırlatma yapıyoruz:</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Saç örgüsü bir moda değildir.</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Bir trend hiç değildir.</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">O, Türk kültürünün yaşayan izlerinden biridir.</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Şimdi hatırlama zamanı.</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Şimdi yaşatma zamanı.</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Haydi Türk kadınları.</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Beliklerimizi yeniden gururla taşıyalım.</span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 28 Jan 2026 16:00:30 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.marmarishaberler.com/images/kullanicilar/2026/01/zeynep-yalcingil-1769022219.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Yollar mı Uzun, Beklemek mi?</title>
                <category>Zeynep Yalçıngil</category>
                <link>https://www.marmarishaberler.com/makale/yollar-mi-uzun-beklemek-mi-12</link>
                <author>zeynepyalcingil9@gmail.com (Zeynep Yalçıngil)</author>
                <guid>https://www.marmarishaberler.com/makale/yollar-mi-uzun-beklemek-mi-12</guid>
                <description><![CDATA[Yollar mı Uzun, Beklemek mi?]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Bu yazıyı bir gazeteci kimliğiyle değil; uzun yol şoförü bir babanın el üstünde büyüttüğü kızı olarak yazıyorum.</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Uzaktan bakınca sanıyorsunuz ki onların hayatı rahat…</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">“Maaşları iyi, direksiyon başında geziyorlar” diyorsunuz.</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Ama işte tam da burada başlıyor her şey.</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Rahatlık dediğiniz şey; saatlerce, bazen bir saat bile uyuyamadan yol gitmek mi?</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Yoksa eşinden, çocuklarından haftalarca ayrı kalmak mı?</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Belki diyeceksiniz ki, “Görüntülü konuşma var artık.”</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Peki hangi görüntülü konuşma bir babanın kızına sarılması kadar huzur verebilir?</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Hangi ekran, bir kızın babasının kokusunu, sesini, varlığını telafi edebilir?</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Ben bu mesleği seçerken hep tek bir korkum vardı:</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Bir gün babamın kaza haberini sunmak.</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Yalan yok…</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Hâlâ var bu korku.</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Ve her direksiyon başına geçtiğinde, her uzun yola çıktığında içimde aynı dua dolaşır durur.</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Allah kimseye böyle bir acıyı yaşatmasın.</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Bu yazı; yollarda olanlar kadar bekleyenler için de.</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Cam kenarında yolu gözleyen eşler için…</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">“Babam ne zaman gelecek?” diye soran çocuklar için…</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Dilerim ki bütün bekleyenler, sevdiklerine sağ salim kavuşsun.</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Dilerim ki her şoförün yolu açık olsun,</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Tekerine taş değmesin.</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Sağlıcakla kalın.</span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 25 Jan 2026 11:05:55 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.marmarishaberler.com/images/kullanicilar/2026/01/zeynep-yalcingil-1769022219.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Bayrak Namustur</title>
                <category>Yaşar Köktürk</category>
                <link>https://www.marmarishaberler.com/makale/bayrak-namustur-11</link>
                <author>yasarkokturk48@hotmail.com (Yaşar Köktürk)</author>
                <guid>https://www.marmarishaberler.com/makale/bayrak-namustur-11</guid>
                <description><![CDATA[Bayrak Namustur]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Bu topraklarda bayrak yalnızca bir kumaş parçası değildir. O, uğruna can verilmiş bir yemindir; şehit kanıyla yoğrulmuş bir emanettir. Atalarımız, vatan savunmasında dökülen binlerce kanın hatırına, bayrağın buruşmasına bile tahammül edemeyecek bir vakarla yaşamışlardır.Çünkü bilirlerdi ki bayrak düşerse, vatan susar.</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Bugün bizlerden, bu kutsal emaneti indirmemiz bekleniyor. Bayrağımıza uzanan elleri, ona suikast düzenleyen hainleri görmezden gelmemiz, hatta affetmemiz isteniyor. Oysa bu milletin hafızası güçlüdür; tarihini, şehidini, bedelini unutmaz.</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Unutamaz.</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Bayrağa yapılan saldırı, doğrudan millete yapılmıştır. Vatanı hedef alan her girişim, bu topraklarda yaşayan her ferdin onuruna yöneliktir.</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Böyle bir saldırı karşısında susmak, kabullenmek ya da hoşgörü beklemek, bu milletin karakterine aykırıdır.</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Biz bir ölür, bin diriliriz. Çünkü bu vatan, teslim alınarak değil; direnilerek, bedel ödenerek kazanılmıştır. Bayrağımızı da vatanımızı da hainlere yâr etmeyiz. Dün böyleydi, bugün de böyle olacak.</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Bayrak namustur. Namus ise ne indirilir ne de pazarlık konusu yapılır.&lt;</span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 23 Jan 2026 13:46:04 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.marmarishaberler.com/images/kullanicilar/2025/12/yasar-kokturk-1765998388.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>İletişimler mi Azaldı, İnsanlar mı İletişim Kuramıyor?</title>
                <category>Zeynep Yalçıngil</category>
                <link>https://www.marmarishaberler.com/makale/iletisimler-mi-azaldi-insanlar-mi-iletisim-kuramiyor-10</link>
                <author>zeynepyalcingil9@gmail.com (Zeynep Yalçıngil)</author>
                <guid>https://www.marmarishaberler.com/makale/iletisimler-mi-azaldi-insanlar-mi-iletisim-kuramiyor-10</guid>
                <description><![CDATA[İletişimler mi Azaldı, İnsanlar mı İletişim Kuramıyor?]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Çok yakın olduğumuzu sandığımız, her şeyimizi bildiğini düşündüğümüz insanlar vardır hepimizin hayatında.</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">“Herkes beni kötüler ama o kötülemez”,</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">“Herkes küser ama o bana küsmez” dediğimiz…</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Peki gerçekten öyle midir?</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Gerçekten o kişi size küsmez mi, yoksa hiçbir sebep yokken bir gün sizinle konuşmayı kesen yine o mu olur?</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Bir yanlışınız varsa bunu söylemeden, bir rahatsızlığı varsa dile getirmeden, tek bir açıklama yapmadan iletişimi kesen insanlar…</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Gerçekten iletişim kurabiliyorlar mı?</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">İletişim, sadece konuşmak değildir. İletişim; rahatsız olduğunda söyleyebilmek, kırıldığında ifade edebilmek, anlamadığında sormaktır. Kaçmak ise sessizliği seçmektir. Görmezden gelmektir. Yok saymaktır.</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Hiç kimse, sebepsizce susan biriyle sağlıklı bir ilişki sürdüremez. Çünkü biz buna iletişim demeyiz. Biz buna kaçmak deriz.</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Günümüzde sorun, iletişimin azalması değil; insanların iletişim kurma sorumluluğundan kaçmasıdır. Konuşmak zor gelince susmayı, yüzleşmek zor gelince uzaklaşmayı seçiyoruz. Oysa susarak kimse haklı olmaz, sadece mesafe koyar.</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Belki de asıl soru şudur:</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">İnsanlar gerçekten anlaşmak mı istiyor, yoksa sadece anlaşılmadığını söyleyip uzaklaşmayı mı tercih ediyor?</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">İletişim cesaret ister. Susmak ise çoğu zaman en kolay kaçış yoludur.</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Hepinize iletişimi kuvvetli, konuşmaktan kaçmayan, susarak değil anlayarak var olmayı seçen insanlarla karşılaşmayı diliyorum.</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Bir sonraki yazıma denk hoş ve sağlıkla kalın.</span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 21 Jan 2026 22:01:58 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.marmarishaberler.com/images/kullanicilar/2026/01/zeynep-yalcingil-1769022219.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Giden Gerçekten Gitmiş midir?</title>
                <category>Zeynep Yalçıngil</category>
                <link>https://www.marmarishaberler.com/makale/giden-gercekten-gitmis-midir-9</link>
                <author>zeynepyalcingil9@gmail.com (Zeynep Yalçıngil)</author>
                <guid>https://www.marmarishaberler.com/makale/giden-gercekten-gitmis-midir-9</guid>
                <description><![CDATA[Giden Gerçekten Gitmiş midir?]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Her giden gerçekten gitmiş midir?</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Ya da her gelen, gerçekten gelmiş midir?</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Diyelim ki biri geldi… Peki biz onun şefkatini, sevgisini hissetmiyorsak, o geliş yine de “gerçek” sayılır mı? İnsan bazen buna cevap vermekte zorlanır. Çünkü insanız; inanmak isteriz. Sevildiğimize inanmak isteriz.</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Bazıları gelir… Sizi sever ya da siz sevildiğinizi sanırsınız. İşte tüm mesele tam da burada başlar.</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">“İstediğin zaman arayabilirsin.”</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">“Sen çok iyi birisin ama ben seni hak etmiyorum.”</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Bahaneler peş peşe dizilir, cümleler süslenir ve sonra… giderler.</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Giderken sadece kendilerini götürmezler. İnancımızı, umudumuzu, ümidimizi ve en önemlisi de içimizdeki o saf sevgiyi alıp yanlarında götürürler. Evet, yanlış okumadınız sevgili okurlarım; bizim en büyük zenginliğimiz olan sevgimizi…</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Peki, gider mi gidenler?</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Yoksa giden, gittiği gün bizde mi her şey biter?</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Kimseyi kandırmayacağım; hiçbirimiz çocuk değiliz. “Gittiği gün her şey biter” yalanlarına inanacak kadar da saf değiliz. Yokluğuna alışmak belki yıllar alır. Alışmak başka, unutmak başka çünkü…</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Ama şunu da bilirim: Giden, elbet bir gün geri döner. Belki sevgiyle değil, belki pişmanlıkla… Ama mutlaka bir gün, bir yerden “helallik” istemeye gelir.</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">İşte asıl soru o zaman başlar:</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Hakkınızı helal edecek misiniz?</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Yoksa götürdüğü o saf sevgi için içinizde bir intikam mı büyüteceksiniz?</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Unutmayın, kimse yaşattığını yaşamadan bu dünyadan göçmez.</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">O yüzden siz, kalbiniz kadar güzel yaşayın.</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Kalbinizi de kendinizi de çirkinleştirmeyin.</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Bir sonraki yazımda buluşmak dileğiyle…</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Sağlıcakla kalın.</span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 07 Jan 2026 11:52:31 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.marmarishaberler.com/images/kullanicilar/2026/01/zeynep-yalcingil-1769022219.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Bazı İnsanlar Hayatımıza Ders Olarak Gelir</title>
                <category>Zeynep Yalçıngil</category>
                <link>https://www.marmarishaberler.com/makale/bazi-insanlar-hayatimiza-ders-olarak-gelir-8</link>
                <author>zeynepyalcingil9@gmail.com (Zeynep Yalçıngil)</author>
                <guid>https://www.marmarishaberler.com/makale/bazi-insanlar-hayatimiza-ders-olarak-gelir-8</guid>
                <description><![CDATA[Bazı İnsanlar Hayatımıza Ders Olarak Gelir]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Bazı insanları hayatımıza girdiğinde bir ödül sanırız.</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Varlıklarıyla eksiklerimizi tamamladıklarını, bize iyi geldiklerini düşünürüz. Hatta bazen “iyi ki” dediğimiz anlar olur. Ta ki gerçek yüzleriyle karşılaşana kadar…</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Zamanla anlarız ki;</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Bize inanmayan,</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Değerimizi küçülten,</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Özgüvenimizi yavaş yavaş törpüleyen insanlar da var hayatımızda.</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Ve işin en zor kısmı da tam burada başlar.</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">İçimizde sessiz ama derin bir savaş çıkar:</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">“Nasıl çıkarırım bu insanı hayatımdan?”</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">“Acaba ben mi yanlış hissediyorum?”</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">“Belki de abartıyorumdur…”</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Oysa unutmamamız gereken bir gerçek var:</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Hisler hiçbir zaman bizi yanıltmaz.</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Eğer içinizde bir ses, bu insanın hayatınıza bir ceza olarak geldiğini söylüyorsa, ona kulak verin. Çünkü hisler, aklın henüz kabul edemediği gerçekleri çoktan fark etmiştir.</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Bazı insanlar kalmak için değil,</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Öğretmek için gelir.</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Sabretmeyi değil, vazgeçmeyi…</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Affetmeyi değil, sınır koymayı…</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Sevmeyi değil, kendini seçmeyi öğretir.</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Ve bazen yapılacak en doğru şey;</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">O kişiyi tartışmadan, açıklama yapmadan,</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Hayatınızda hiç var olmamış gibi silmektir.</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Çünkü herkes kalmayı hak etmez.</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Bazıları sadece derstir.</span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sat, 03 Jan 2026 19:55:32 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.marmarishaberler.com/images/kullanicilar/2026/01/zeynep-yalcingil-1769022219.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Hayal Etmeyenlere Anlatamazsın</title>
                <category>Zeynep Yalçıngil</category>
                <link>https://www.marmarishaberler.com/makale/hayal-etmeyenlere-anlatamazsin-7</link>
                <author>zeynepyalcingil9@gmail.com (Zeynep Yalçıngil)</author>
                <guid>https://www.marmarishaberler.com/makale/hayal-etmeyenlere-anlatamazsin-7</guid>
                <description><![CDATA[Hayal Etmeyenlere Anlatamazsın]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Hangimiz hayallerinin peşinden koşmaktan vazgeçti?</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Hangimiz “olmadı” diye bir daha denemedi?</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Hangimiz ilk yıkılışta ayağa kalkmadı?</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Hayat, sandığımızdan çok daha fazla düşüp kalkmaktan ibaret. Çoğu zaman yorulduk, tökezledik, hatta kırıldık. Dışarıdan bakanlar için hikâye basitti: “Pes etti.”</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Oysa kimse bilmezdi ki hayal edenler pes etmeyi bilmezdi. Çünkü bir hayal, başka bir hayalin kapısını aralardı. Biri yıkılırken, diğeri sessizce filizlenirdi.</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Hayal kurmak; sadece umut etmek değildir. Direnmektir. Yeniden başlamayı göze almaktır. Küllerinden doğmayı kabullenmektir. Her başarısızlığı bir son değil, bir yön değişikliği olarak görebilmektir.</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Ama şimdi…</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Hiç hayal kurmamış, her sarsıntıda kendini yerden yere vuran birine bunu nasıl anlatabilirsin?</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Hayal etmeyi zayıflık sananlara, hayallerle ayakta kalındığını nasıl izah edebilirsin?</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Oysa var oluşun en temel gerçeği de budur: İnsan hayal kurduğu sürece insandır. Hayal kurmadığında sadece yaşar; ama hayal ettiğinde var olur.</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Belki herkes aynı hayali kurmaz. Belki herkes aynı yolu yürümez. Ama insanı hayatta tutan şey, düştüğünde bile içinde hâlâ bir “olabilir” ihtimali taşımasıdır. Ve işte o ihtimal, her şeye rağmen yeniden ayağa kalktırır.</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Çünkü hayal edenler bilir:</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Bir hayal bittiğinde, aslında sadece diğeri başlamıştır.</span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 30 Dec 2025 12:33:15 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.marmarishaberler.com/images/kullanicilar/2026/01/zeynep-yalcingil-1769022219.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Kız Evlat mı, Erkek Evlat mı? Bitmeyen Bir Tartışma</title>
                <category>Zeynep Yalçıngil</category>
                <link>https://www.marmarishaberler.com/makale/kiz-evlat-mi-erkek-evlat-mi-bitmeyen-bir-tartisma-6</link>
                <author>zeynepyalcingil9@gmail.com (Zeynep Yalçıngil)</author>
                <guid>https://www.marmarishaberler.com/makale/kiz-evlat-mi-erkek-evlat-mi-bitmeyen-bir-tartisma-6</guid>
                <description><![CDATA[Kız Evlat mı, Erkek Evlat mı? Bitmeyen Bir Tartışma]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Kız çocuk mu, erkek çocuk mu?</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Sahi… Hâlâ var mı bu kavgalar?</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Yoksa gerçekten eskide mi kaldı sanıyoruz ama içten içe yaşamaya devam mı ediyor?</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Bir evlat, evlattır denir.</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Ama konu anne-babaya bakmaya geldiğinde, hastalıkta, darlıkta, zor günlerde işler biraz değişir. O zaman sorular başlar.</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Kim daha çok sahip çıkar?</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Kim ilk koşar hastalıkta?</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Hastane odasında, sabaha kadar sandalyede uyuyan kimdir?</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Refakatçi kağıdına adı ilk yazılan hangisidir?</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Cevaplar çoğu zaman söylenmez ama yaşanır.</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Kız evlat…</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Genelde sessizce yüklenir sorumluluğu.</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Hesap yapmaz.</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">“Ben baktım, sıra sende” demez.</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Annesinin ilacını ezip suyuna karıştıran da odur, babasının ceketini üşümesin diye omzuna örten de.</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Erkek evlat…</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Çoğu zaman görev bilir, ama mesafe koyar.</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">İyi niyetlidir belki, ama hayatın telaşına daha çabuk yenilir.</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">“Bakıyorum” der, ama bakmakla ilgilenmek aynı şey değildir.</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Elbette istisnalar vardır.</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Harika evlatlar vardır, cinsiyetten bağımsız.</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Ama geneli konuşuyorsak, toplumun aynasına bakıyorsak, bazı gerçekler gözümüzün önünde durur.</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Bir çıkarı olmadan yanında duran kimdir?</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Sadece “anne” dediğin için elini tutan kimdir?</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Herkes gidince kalan hangisidir?</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Bu bir yarış değil.</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Bu bir suçlama da değil.</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Bu, yaşanmışlıkların sessiz tanıklığı.</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Belki de artık şu soruyu sormanın zamanı:</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">“Kız mı, erkek mi?” değil…</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">“Evlat olmayı kim gerçekten başarabiliyor?”</span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 26 Dec 2025 18:23:36 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.marmarishaberler.com/images/kullanicilar/2026/01/zeynep-yalcingil-1769022219.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Bir Yolun Hikâyesi</title>
                <category>Zeynep Yalçıngil</category>
                <link>https://www.marmarishaberler.com/makale/bir-yolun-hikayesi-5</link>
                <author>zeynepyalcingil9@gmail.com (Zeynep Yalçıngil)</author>
                <guid>https://www.marmarishaberler.com/makale/bir-yolun-hikayesi-5</guid>
                <description><![CDATA[Bir Yolun Hikâyesi]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Merhaba sevgili okurlarım,</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Bugün sizlerle küçük bir tanışma faslı yapmak istedim. Çünkü bazı hikâyeler vardır; sadece anlatılmaz, paylaşılır.</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Buralara gelmem elbette kolay olmadı. Çocukluk hayalim olan mesleğimi yapabilmek için çok mücadele verdim. Üniversiteye gidene kadar okul hayatım hep güzeldi. Ta ki üniversitede, beni gerçekten sınayan bir hocayla karşılaşana kadar… Kısa bir dönem pes etmeyi bile düşündüğüm oldu. Ama kendimi çok iyi tanıyordum. Benim lügatımda “pes etmek” diye bir kelime yoktu.</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Zaman her şeyi olması gerektiği yere koydu. Hikâyeleri mikrofonun, kameranın ve kalemin ortak dilinde anlatmayı seçmiş; Radyo ve Televizyon alanında eğitim almış biri olarak, üniversiteden onur öğrencisi unvanıyla mezun oldum.</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Hepimiz 18 yaşına girdiğimizde reşit olduğumuzu sanırız. Oysa en büyük yanılgı tam da burada başlar. Ben reşit olduğumu ilk işe girdiğim gün hissettim. Birçok işte çalıştım. Bazılarında maaşımı alamadım. Ama benim için hepsi birer tecrübeydi. Eski patronum tarafından dolandırılmış olmam da bu tecrübelerin arasında yerini aldı.</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Yaklaşık beş ay işsiz kaldım. Kendimi tanıdığımı söylemiştim ya… Evde kaldıkça kendime nasıl kızdığımı burada anlatmaya kelimelerim kifayetsiz kalır.</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Bir aralık günü Marmaris’e gittim.</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Marmaris Haberleri’ne…</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Evet sevgili okurlarım, doğru okudunuz. Dalaman’dan Marmaris’e. Belki sizin için uzun bir yol; ama benim için hem kalbi hem kendisi güzel insanlara çıkan bir yoldu bu.</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">İşte tam da burada başladı her şey.</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Demet Kızıl…</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Beni yeniden mesleğime döndüren, beni çok güzel bir insanla —Yaşar Bey’le— tanıştıran o güzel kadın. Bir gün hafızamı kaybetsem bile eminim ki Demet Hanım, belleğimin en güzel yerinde var olmaya devam edecek.</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Bugün sizler benim yazılarımı okuyabiliyorsanız, bugün ben çocukluk hayalimi yaşayabiliyorsam; önce anne ve babama, ardından beni yeniden mesleğe kazandıran Demet Hanım’a ve Yaşar Bey’e teşekkür etmeyi bir borç bilirim.</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Elbette siz sevgili okurlarım olmasa, benim kaleme aldığım hiçbir eserin bir değeri olmaz. Sizlerle aynı yolda yürümekten, aynı duygularda buluşmaktan onur duyuyorum. Bizi izlemeye ve takip etmeye devam edin.</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Bu köşemden hepinizi saygı ve sevgiyle selamlıyorum.</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Yüzünüzden gülümsemeniz hiç eksik olmasın.</span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 23 Dec 2025 00:05:22 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.marmarishaberler.com/images/kullanicilar/2026/01/zeynep-yalcingil-1769022219.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Vefa Borcumuzun Adı: Sarıkamış</title>
                <category>Zeynep Yalçıngil</category>
                <link>https://www.marmarishaberler.com/makale/vefa-borcumuzun-adi-sarikamis-4</link>
                <author>zeynepyalcingil9@gmail.com (Zeynep Yalçıngil)</author>
                <guid>https://www.marmarishaberler.com/makale/vefa-borcumuzun-adi-sarikamis-4</guid>
                <description><![CDATA[Vefa Borcumuzun Adı: Sarıkamış]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Bundan tam 111 yıl önce, bu topraklarda insan aklının almakta zorlandığı bir fedakârlık yaşandı. Eksi 15 derecede, açlıkla, yoklukla ve dondurucu soğukla mücadele eden 90 bin askerimiz; ne geri dönmeyi düşündü ne de tereddüt etti. Onlar, biz bugün güven içinde yaşayalım, bu güzel ülkede yarınlara umutla bakabilelim diye canlarını feda ettiler.</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Sarıkamış’ta şehit düşen askerlerimiz yalnızca bir savaşın değil, tarihin en ağır imtihanlarından birinin sembolü oldu. Üzerlerinde yeterli kıyafet yoktu, ceplerinde ekmekleri yoktu ama yüreklerinde vatan sevgisi vardı. İşte bu sevgi, onları donarak şehit olmaya götüren ama adlarını sonsuza dek milletin hafızasına kazıyan en büyük güçtü.</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Onlara olan vefa borcumuzu ne yapsak ödeyemeyiz. Yapabileceğimiz tek şey; bu fedakârlığı unutmamak, unutturmamak ve emanet ettikleri bu vatanın kıymetini bilmektir. Başta Sarıkamış şehitleri olmak üzere, vatanımız, geleceğimiz ve bizler için can veren tüm kahramanlarımızı sevgi, saygı ve rahmetle anıyorum. Ruhları şad olsun</span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 22 Dec 2025 23:04:57 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.marmarishaberler.com/images/kullanicilar/2026/01/zeynep-yalcingil-1769022219.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Çin neden süper güç olma yolunda?</title>
                <category>Yaşar Köktürk</category>
                <link>https://www.marmarishaberler.com/makale/cin-neden-super-guc-olma-yolunda-3</link>
                <author>yasarkokturk48@hotmail.com (Yaşar Köktürk)</author>
                <guid>https://www.marmarishaberler.com/makale/cin-neden-super-guc-olma-yolunda-3</guid>
                <description><![CDATA[Çin neden süper güç olma yolunda?]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Geleceğin süper gücünün yani geleceğin yeni&nbsp;Amerika’sının&nbsp;Çin&nbsp;olacağı konusunda hemen herkes hemfikir. Neden? Çünkü hemen her alanda gümbür gümbür geliyor ve ABD dışında, diğer rakipleri aynı performansı gösteremiyor! Çin’in süper güç olma yolunda olduğunu gösteren yüzlerce parametre var ve onlara her gün bir yenisi ekleniyor. Çin’de önceki gün, yurt dışından dönen öğrenciler için düzenlenen bir fuar vardı. Başkent Pekin’deki söz konusu fuar 13. kez gerçekleşti ve bu organizasyona bugüne kadar 2 binden fazla firma ve kurum ile 40 bin genç katıldı. Fuarda her 4 öğrenci ya da mezundan 1’i iş buldu... Hadi, başkalarını bırakıp, kendimize bakalım. Yurt dışına gönderdiğimiz öğrencilerden ne kadar haberimiz var? Daha da önemlisi, öğrenimlerini başarıyla tamamlayıp geri dönenlere ne kadar sahip çıkıyoruz? Devlet, bırakın kendi olanaklarıyla yurt dışına gidip öğrenim görenleri, kendi gönderdiği bursiyerlere bile sahip çıkamıyor! Dünyanın en iyi üniversitelerinde lisans ya da master, doktora yapıp dönen gençler, öğrenim gördükleri alanla hiç ilgisi olmayan, en sıradan işlerde çalışıyorlar. YÖK de keşke, yurt dışında eğitim gören ya da eğitimlerini tamamlayıp dönen gençler ile işverenleri bir araya getiren benzeri bir fuarı yılda en az iki kez düzenleyerek, hayırlı bir projeye imza atsa. Hatta bir adım öteye gidip, gidecek olanları da doğru yönlendirse... Bu o kadar zor mu? Kesinlikle hayır! Denklik için harcadığı zamanı ve enerjiyi bu işe ayırsa, denklik sorunu da üç beş yıl içinde zaten kendiliğinden çözülür!.. İnsan gücü planlaması? İnsan gücü planlaması önemli hem de çok önemli bir konu! Ama nedense bizim zerre kadar dikkatimizi çekmiyor!.. Çok basit bir hesap yapalım: Ülkemizde yılda 1 milyon 200 bine yakın bebek dünyaya geliyor. Devletin işe aldığı personel sayısı 100 bini geçmez! Hadi diyelim ki 200 bin olsun, 300 bin de özel sektörde iş bulma şansı yakalasın ya da kendi işini kursun! Geriye 700 bin kişi kalıyor. Bunun yarısı çalışmayı evde oturmayı ya da aile şirketinde çalışmayı sürdürse bile geriye yine bir 350 bin gencimiz kalıyor! Yılda 350 bin işsiz, 10 yılda 3.5 milyon işsiz demektir! Olaya bir de şu çerçeveden bakalım: Tanımlanmış ve eğitimi yapılan meslek çeşitliliği bizde 800 civarı, ABD ve benzeri ülkelerde 12 binin üzerinde. Yani onlarda çok geniş bir yelpazede meslek seçimi yapılıyor, biz ise gençlerimizi çok dar bir alana sıkıştırıyoruz. Bu yüzden de hemen hemen her meslekte, önümüzdeki 20 yıla yetecek kadar iş gücü&nbsp; fazlamız var!.. Planlama şart! Eskiden 5 yıllık kalkınma planları hazırlanır ve geleceğe yönelik önemli ipuçları verilirdi. Şimdi yine bir şekilde yapıldığı söyleniyor ama bundan birilerinin haberdar olduğunu ya da dikkate alındığını sanmıyorum. Önümüzdeki 30 yıl içinde hangi sektörlere öncelik vereceğiz, hangi alanda kaç personel fazlamız ya da eksiğimiz var? Öğrencilerimizden kaçı mesleki eğitime yönelecek, ne kadarı akademik eğitime devam edecek? Kaçı üniversite mezunu olacak, kaçı meslek yüksekokulu ya da lise mezunu olarak hayata atılacak? Ne kadarı kentlerde yaşayacak, ne kadarı kırsalda kalacak? En önemlisi de kaçı, kaç lira maaşla öğrenim gördüğü alanda iş bulacak, kaçı kendi işini kuracak ve kaçı mutlu olacak?.. Özetin özeti:&nbsp;Deneme yanılma yöntemiyle eğitim ve karar verme süreci, bin yıl öncesinde kaldı! Ne olur artık çağın gereğini yerine getirelim!..<br />
<br />
&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 17 Dec 2025 22:17:06 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.marmarishaberler.com/images/kullanicilar/2025/12/yasar-kokturk-1765998388.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Notlar Defterinden</title>
                <category>Meral Köktürk</category>
                <link>https://www.marmarishaberler.com/makale/notlar-defterinden-2</link>
                <author>meralkokturk@hotmail.com (Meral Köktürk)</author>
                <guid>https://www.marmarishaberler.com/makale/notlar-defterinden-2</guid>
                <description><![CDATA[Notlar Defterinden]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Bilinme-yenlerden birkaçını yansıtıyorum... (Dönemin&nbsp;Cumhurbaşkanlığı..................... Kenan Evren&nbsp;Komutanı’ydı. “GenelkurmayDoğum yeri olan&nbsp;Manisa&nbsp;kasabasına yerleşecekti. “Hemşerileriyle” akrabaları, arkadaşlarıyla ömrünü orada sakin bir yaşamla sürdürmeyi planlamıştı. Bir anda her şey değişti. Asker geleneği böyle. , Birinci Ordu Komutanı Adnan Ersöz’ü istemiyordu... Fakat... Sonuçta... Ersöz, Esener ve onlarla birlikte İkinci Ordu Komutanı Şükrü Olcay emekli oldular. Cumhurbaşkanı Fahri Korutürk, Evren’i telefonla arayarak “Kara Kuvvetleri Komutanı oluyorsunuz, sonra da Genelkurmay Başkanı... Tebrik ederim Paşam. Hayırlı olsun” dedi. ........................ Silahlı Kuvvetler üst komutasında “darbe” kararlılığı vardı. Şöyle dedi: Olmasın diye çok uğraştım. İki büyük parti bir araya gelirse ve kuvvetli bir hükümet kurarlarsa hem akan kanı durdurabilirler hem de ekonomiye çekidüzen verirler diye düşünüyordum. Ancak... Birbirleriyle küstüler. Sonunda mecbur kaldım...”<br />
<br />
&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 17 Dec 2025 22:13:03 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.marmarishaberler.com/images/kullanicilar/2025/12/meral-kokturk-1765998434.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Akran Zorbalığı: Çocukların Gölgesinde Büyüyen Bir Tehdit</title>
                <category>Zeynep Yalçıngil</category>
                <link>https://www.marmarishaberler.com/makale/akran-zorbaligi-cocuklarin-golgesinde-buyuyen-bir-tehdit-1</link>
                <author>zeynepyalcingil9@gmail.com (Zeynep Yalçıngil)</author>
                <guid>https://www.marmarishaberler.com/makale/akran-zorbaligi-cocuklarin-golgesinde-buyuyen-bir-tehdit-1</guid>
                <description><![CDATA[Akran Zorbalığı: Çocukların Gölgesinde Büyüyen Bir Tehdit]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Akran zorbalığı, artık sadece ergenlik döneminin bir problemi olmaktan çıktı; ilkokul sıralarına kadar indi. Bu durum, ister istemez şu soruyu akıllara getiriyor: “Çocuklar, etraflarında ya da aile ortamlarında gördükleri şiddeti taklit ediyor olabilir mi?”</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Kesin bir yargıya varmak elbette kolay değil. Ancak şiddetin öğrenilen bir davranış olduğunu düşündüğümüzde, bu ihtimalin göz ardı edilemeyecek kadar güçlü olduğu da ortada. Çocuk, evde ya da yakın çevresinde hangi iletişim dilini görüyorsa, okulda onu uygulamaya çalışıyor. Sevgi dolu bir ortamda büyüyen çocukla, çatışmaların ve baskının gölgesinde büyüyen bir çocuğun davranışlarının aynı olması beklenemez.</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">İlkokul çağındaki çocuklar arasında bile zorbalığın yaygınlaşması, aslında biz yetişkinlerin aynaya dönüp bakma zamanı geldiğinin bir göstergesi. Çünkü çocuk, yetişkinin yansımasıdır. Bizim öfkemiz, bizim sabırsızlığımız, bizim şiddete meyilli sözlerimiz onların küçük dünyasında büyüyüp bir davranış biçimine dönüşebilir.</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Akran zorbalığına “dur” demenin en etkili yolu, ebeveynlerle çocuklar arasında kurulacak sağlıklı iletişimden geçiyor. Çocuğun kendini ifade edebildiği, duygularını saklamak zorunda kalmadığı, konuşmanın bir ceza değil çözüm olduğu bir iletişim ortamı… İşte o zaman zorbalık, kök salacak bir toprak bulamaz.</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Unutmamak gerekir ki zorbalıkla mücadele yalnızca okulun değil, toplumun ortak sorumluluğudur. Ve bu sorumluluk, evde başlar</span></span></p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 17 Dec 2025 21:56:09 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.marmarishaberler.com/images/kullanicilar/2026/01/zeynep-yalcingil-1769022219.webp"/>
            </item>
            </channel>
</rss>
